"İnsan, çamuruna üflenen ilâhî ruhu tamamen reddedip madde hudutları içinde sıkışıp kalmalı. İktisat, çatık kaşlı bir korku ilâhı olmalı onlar için. Devletler birbirlerini yok edecek türlü kötülüklerle uğraşırlarken, kişiler elde ettikleriyle yetinmemeliler, doymamalılar, kanmamalılar. Ne kadar fazlaya sahip olurlarsa olsunlar hırsları daha fazla artmalı. İstekleri, mide, para ve seks üçgeni içinde dolaşmalı. İffet, alçakgönüllülük, olanla yetinme, iyilik, iman, hele hele sahip oldukları şeyler için Allah'a şükür... Bu kelimelerin küf koktuğuna inandırmalı toplulukları."
"İnsan hiç ölür mü? İnsan bir hayvan veya bir bitki mi ölsün. Son zamanların moda lâfı bu. Ölmek, sonsuz karanlıkta kaybolmak. Ama bu sözde yine de bir espri gizli. Sanki denmek isteniyor ki; zamanımız insanın hayatı, yaşaması gereken hayattan o kadar uzak ve makineye o kadar yakın ki, bir gün bozulacak ve bir hurdalığa atılıverecek. Hareketten tamamen yoksun o zavallı oksitlenecek, pas zerreleri toprağa karışacak ve bir gün o, hiç var olmamışçasına yok olacak. Hani böyle bir yok oluş zamanımız insanına yakışıyor da. Yeni insana mezarın koza, yaşadığı hayatın bir kurt hayatı, mezar sonrasının da kelebeklik olduğunu anlatmaya pek imkân yok."