Meryem Kırankaya

Meryem Kırankaya
@Meri8709
Ne mutlu Türküm diyene!
Sadece bedenlerin değil ruhların da kezzap dökercesine kazınması...
Sayfa 101
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Babası ilginç bir olay anlatmıştı ayrılmadan önce. "Türkistan'dan Hacca gidenler, Türkiye üzerinden uçarsa ayağa kalkarmış. Yok, Türkiye'ye uğramadan gidilirse Kâbe'yi görünce ilk önce Türkiye için dua ederlermiş." Bunu söyledikten sonra, gözleri dolu dolu sarılmıştı kendine: "Unutma! Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, her Türk'ün iki vatanı vardır. Biri kendi yurdu öbürü de Türkiye. İkinci vatanımıza çok selam söyle." demişti.
Sayfa 75
Derinden sızan yürek yarası, yüreksiz insanlığa tesir etmiyordu. İnsanlık duymazdan geliyor, duysa da ilgilenmiyor, ilgilendiğini söyleyenler de bir iki beyanat ile geçiştiriyordu. Ellerin umursamazlığı çok üzmese de "benden" diye bildikleri niye seyirci kalıyor,bunu anlayamıyorlardı. Soysa aynı soy, kansa aynı kan, dinse aynı dindi. Öyleyse bu aymazlık nedendi? Bu vurdumduymazlık neyin nesiydi? Hani ayağa batan dikenden baş da müteessir olurdu? Ne dikeni? Kan doldu Doğu Türkistan... Hani komşusu açken tok yatan bizden değildi? Ne açlığı? Etleri lime lime edildi Uygur Türkü'nün... Hani Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar bir Türk medeniyeti vardı? Ne Adriyatik'i toprağında toprak ekemez oldu Kaşgar Türkü... Hani nerede bir Türk varsa ilgi alanındaydı? Ne ilgisi Türklüğü elden alındı Türklüğün doğduğu yurtlarda...
Sayfa 63
Doğu Türkistan
Kanayan yaramız: Doğu Türkistan
"Çare..."diye bir inleme çıktı ağzından: "Bu dertlere çare. Kendimizde. Başka yerde aramayın çareyi. Bulamazsınız. Bulsanız da duyuramazsınız. Duyursanız bile ulaştırmazlar o çareyi size. Dünya, size sağır,dilsiz. Herkes haklının değil,güçlünün yanında. Bunun adı 'Orman Kanunu'dur. Artık hak, haklının değil güçlünün olmuş..."
Sayfa 50
Doğu Türkistan