“...Sonra işte, sen geldin. Yıldızların altında uyuduk. Annem merakına yenilip gelmeden, yıldızlar tepemize inmeden evvel uyuduk. Bir düşü yeniden kurar gibi, hiç uyanmayacakmışız gibi uyuduk. Ben önce uyuyormuş gibi yaparak uyumanı bekledim, sonra uyurken izledim seni, uzun uzun. Başka zaman bakamıyordum doya doya, doyana kadar baktım ben de. Bir erkek değildin artık, bir kadın değildin. Çocuk desem, diyemem. Uyuyan biriydin işte, tüm uyuyanlar gibi bir mahlûktun.”