Kitap maalesef beklentilerimi karşılamadı. Öncelikle, hikâye herhangi bir derinlik sunmuyordu ve neredeyse tamamen diyaloglardan ibaretti. Ancak bu diyaloglar, karakterlerin hissettiklerini ya da atmosferi okuyucuya aktaracak güçte değildi.
Diyalogların genel tonu da oldukça basit ve gerçekçilikten uzaktı. Ne yazık ki, konuşmalar daha çok lise çağındaki gençler arasında geçen yüzeysel sohbetleri andırıyordu. Üstelik bu diyaloglarda sıklıkla şiddet içerikli ifadeler yer alıyordu. Örneğin, “Kafanı duvara sürterim” ya da “Şu kahveyle yüzünü haşlarım” gibi cümleler, dalga geçtiğini düşünen bir üslupla sunulmuştu ancak oldukça rahatsız ediciydi.
Kitabın başında bahsedilen iki karakterin hikâyeye neden dahil edildiği de bir muamma olarak kaldı. Yazarın bu karakterleri neden tanıttığını anlamakta zorlandım, çünkü hikâyeye katkıları ya da bir bağlayıcılıkları yoktu.
Genel olarak kitabı beğenmediğimi söylemeliyim. Hem dil hem de anlatım açısından daha etkileyici bir iş ortaya konulabilirdi.