"Ona üzülmüyorum ki ben," dedi babam. " Her ay evin taksidini ödedik de ne oldu. Bak, uçup gitti elimizden balon gibi. Keşke seni ağlatmasaydık çocukken. Keşke sana o akülü arabayı alsaydık."
Oğuz atay ın tek öykü kitabıyla aynı adlı öyküsü ve okurken ağzımda yeraltında notların hatırlatan çok güzel bir kitabıdır kendisi..diğer öykü ve romanlarında da karşımıza çıkan toplumdan kopuk, kuruntulu, herkesin kolaylıkla üstesinden geldiği gündelik işlerde sonsuz bir beceriksizlik gösteren,buna bağlı olarak toplumun kurduğu ve sınırlarını belirlediği başarılardan yoksun, yalnız ve şanssız kahramanı akıllara kazınacak güzellikte anlatılmıştır. adresine gelen bilmediği bir dilde yazılmış bir mektubu anlayabilmek için başvurduğu, üniversitede eski dillerle uğraşan eski bir ahbabının odasına gidişini "öpüştük. bir öğretim üyesiyle öpüştüğüm için ötekilere sevinçle baktım" diye anlatarak inceliğiyle göz yaşartır. yazar, kahramanının küçük yanlarını, beceriksizliklerini, şanssızlıklarını birbirinden güzel ayrıntılarla sezdirmeye devam eder. öykünün kahramanının üniversitedeki arkadaşının odasından çıktıktan sonra unuttuğunu farkettiği kitabı almak için geri dönüp tekrar dışarı çıkışını ise onun ağzından "telaşla üniversitenin bir başka kapısından çıktım. otobüs durağına en uzak olan kapısından" cümleleriyle anlatarak son noktayı koyar.
İskender pala'nın, edebi kimliğinden sıyrılıp mümin şapkasını giyerek kaleme aldığı kitaptır.
Hiç şüphesiz, bir edebiyat profesörünü kapsamlı şekilde eleştirmek, ancak bir edebiyat profesörünün haddinedir fakat görünen de belli bir köy vardır. adeta bir din eğitimi kitabıymışçasına, hz. muhammed'in pek çok hadisine alakalı alakasız yer vermenin yanında; bir hristiyan ailenin, hz. isa'yı tanrı kabul ettikleri için hristiyanlara akıl sır erdirememesi ve buna ilişkin tartışmaları okuru eşek yerine koyar boyutta saçmadır ve akla fetih 1453 filminde, bozuk türkçe konuşan rumların, kuşatma esnasında ''oh oh türkleri yendik'' diyerek zil takıp oynamalarını akla getirmektedir.
Kitaptaki her karakteri, birinci tekil kişili anlatımla konuşturması inceliği bulunmasa, kabil değil ki bu kitabı bir edebiyat profesörü yazmış olsun.