O güne dek pek az ölümlünün görmüş olduğu kişiyi işte böyle gördü Frodo; Elrond’un kızı Arwen’di bu, onda Luthien’in çehresinin yeniden dünyaya geldiği söylenirdi; ona Undómiel derlerdi, çünkü halkının Akşamyıldızı idi.
Devlet sana hizmet eden değil, sana hükmeden bir canavara dönüştükçe; bürokrasi ganimetten kendine düşen kırıntıları afiyetle midesine indirdikçe; seni, beni, ötekini tebaası sayıyor, Devlet büyüdükçe insanlar küçülüyor, önemsizleşiyor ve değersizleşiyor. Devlet büyüdükçe, iştahı da kabarıyor. Bunun faturası daha fazla vergi ve ceza olarak hepimize kesiliyor.
Çok itaat, çok biat, sıfır itiraz isteniyor. Azıcık nefes alabildiğimiz hava boşluklarına dahi tahammülleri kalmıyor. En küçük hak talebinin üzerine ordular salıp gündüzlerimizi geceye çevirmeleri, düşlerimizi postalların altında ezmeleri bu yüzden.
Üç beş kişiyi derdest edemediklerinden değil yani. Büyük bir hırsla copları çekip, kalkanları kaldırarak saldırmaları, plastik mermilerle tenleri morartıp gaz bombalarıyla ciğerleri söndürmeleri, gözleri gaz fişekleriyle kör etmeleri, bıyığı terlememiş çocukları öldürmeleri, ters kelepçeyle yerlerde sürüklemeleri, hak talep edeni anasından doğduğuna pişman edecek denli ağzını, yüzünü kan içinde bırakıp dişlerini asfalta dökmeleri, ders almayıp ısrarcı olanı tutuklayıp hapse atmaları, terörist ilan edip şeytanlaştırmaları; işte bunlar hep ibret-i alem için.
Kuşkusuz hiçbirine o kadar da bayıldığımız yok ama iktisat literatürünün diliyle söylersek gayri safi milli hasılanız, yani milli geliriniz düşükse eğer, bir Norveç, İsveç, Kanada, Finlandiya olamıyorsunuz. Hatta Fransa, Almanya, Italya ya da Ispanya, Portekiz, Yunanistan'ın bile demokrasi seviyesine, güven ve mutluluk düzeyine erişemiyorsunuz.
Yoksulsanız eğer, hırsızların, arsızların, katillerin, zorbaların, sömürgenlerin, işkencecilerin, uyuşturucu tacirlerinin cirit attığı, her önüne gelenin bin bir emekle biriktirilmiş değerlerden kocaman bir parça daha çalıp götürdüğü bir ülke oluyorsunuz.