Elveda ve bütün o balıklar için teşekkürler kitabı, benim merakla beklediğim o kitaptı. Serinin başında "bu o kızın öyküsü değil" dediğinde o kızın öyküsüne karşı merakım başlamıştı. İçinde bir sürü olay barındırması, komik, acayip, absürt ve çoğu zaman ne döndüğünü anlamakta zorlandığım üç kitabın ardından -ki bence kitaplar harikuladeydi, bu kitap bana bir dinlenme gibi geldi. Pek olay yoktu, ancak Arthur ve Fenchurch aradında doğan aşk bana çok sıcak geldi. Ne yazık ki Zaphod ve Trillian yoktu. Ben tüm karakterlerin bir arada olduğu bir olay örgüsü isterdim ama maalesef böyle bir şey olmadı. Yunusların Dünya'yı terk ettiklerinde bazı insanlar için hediye bırakması çok hoşuma gitti. Kavanozların içinden çıkıp kulaklara dolan teşekkür nidaları bence kitabın en iyi kısımlarıydı. Tanrı'nın son mesajının, rahatsızlıktan dolayı özür dileriz olması bence karakterlerin mesajı okuduktan sonra neden bu kadar rahatladıklarını açıklıyor. Son olarak benin en çok sevdiğim karaktere gelelim: Marvin. Marvin, serinin birinci kitabından beri favorimdi. Ne yazık ki bu iki kitapta çok az yer alıyordu. Marvin, bence çok naif ve kucaklaşmaya ihtiyacı olan bir robottu. Başarı kapasitesi yüksek olmasına rağmen onu hor gördüler ve saçma sapan günlük işlerle uğraşmasını söylediler. Hâlbuki onları belki de birçok kez ölümden kurtardı. Değeri bilinmeyen bir robottu ve öldüğünü okumak beni çok üzdü. Bu kitabı çok sevdim çünkü onca maceranın arasında biraz duygusallık görmeye ihtiyacım vardı. Oldukça sürükleyici ve merak unsurunu bıraktırmayan bir kitap oldu.
"Okyanusun derin uğultusu.
Düşüncenin erişebileceğinden daha uzak kıyılarda patlayan dalgalar.
Derinlerin suskun gürlemeleri.
Ve bütün bunların arasından çağıran sesler ya da sesler değil titreşen mırıltılar, kelimecikler, yarı ifade edilmiş düşünce şarkıları.
Selamlaşmalar, selamlaşma dalgaları, ifade edilmemiş olana doğru kayan, birlikte kırılan sözcükler.
Yerküre'nin kıyılarında bir keder çatırtısı."