Eski hayatımız (modernizm öncesi) dine dayalı idi. Ölümle yaşam arasında zar gibi ince bir perde vardı. Yakınlarımız öldükten sonra da aramızda yaşamaya devam ederlerdi. Eski insanlar ölümle barışık idi. Bir şair onu "âsude bir bahar ülkesi"ne benzetiyor; öteki "şeb-i arus" diyordu.