Hatta ilk Müslümanlar, Hz. Muhammed'in bir isteğiyle ilgili farklı fikirleri olduğu zaman 'Ey Muhammed, söylediklerin Allah'ın emri mi yoksa senin sözün mü?' diye sorarlardı. Eğer Allah'ın emri değilse kibarca karşı çıkarlardı. Çünkü İslam dinine göre sorgulanamaz tek şey, Hz. Muhammed'in peygamberlik kimliği ve bu kimliğe bağlı olarak insanlığa ilettiği dini emirlerdi. Dolayısıyla O'nun kişisel görüşleri tartışmaya açıktı. Müslümanlar, Hz. Muhammed'in şahsi fikri olan Hudeybiye Antlaşması emrine veya Hendek Savaşı stratejisine işte bu yüzden itiraz edebilmişlerdi. Günümüzde ise bırakın peygamberi sıradan bir din hocasından duyduğu bilgiyi sorgulamanın dinden çıkmak olduğunu zanneden geniş bir kitle bulunmaktadır.
Örneğin Venedik Florini denildiğinde 3,5 gram ve 23,5 ayar altın anlaşılırdı. Babil'de kullanılan manah 505 gram, peso 8 gram, sterlin 1,5 gram altın demekti. Türkiye Cumhuriyeti'nin para birimi olan lira tabirinin atası ise 327,45 gramlık eski Roma ağırlık ölçüsü olan libra ve liret kelimeleriydi
Çok ucuz olduğundan sadece gündelik alışverişte kullanılan bakır paralar, koyun derisinden yapılan meşin adlı keselere konurdu. Kırmızı renge sahip bakır, zamanla oksitlenir ve kesenin dışını da kırmızıya boyardı. Veresiye satmak istemeyen esnafın ' para peşin, kırmızı meşin' demesi de işte bu yüzdendi.
işte kader hep böyle davranır bizlere, hemen
arkamızdadır, omzumuza dokunmak için elini
çoktan ileri doğru uzatmıştır, bizlerse hâlâ, Geçti
gitti, gösteri bitti, yine ayni hikaye, diye homurdanıp
dururuz.