Mertozof

İlk Tohum
Susuz, buzsuz, ılık rakıyı şişesinden hafif hafif yudumlarken Kayra’yı bırakıp gitmek istedim...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kendime deliliğimden bir şato yapmıştım. Mermerden bir şato. Kurtulmanın imkânı yok. Tek yaptığım ölümü beklemek.
Roman Edebiyat Yeraltı Edebiyatı
Ve hiçbir şeyin değişmediğini görüyorum. Her şey sanki ben gittikten sonra donmuş gibi. Tek değişmeyen değişimin kendisidir, diyen bunağın hayattan haberi yok!
Roman Edebiyat Yeraltı Edebiyatı
Olmasa!
Tek tavan gökyüzüdür. Gerisi her yerde aynı. Mimarlık bilimdir. Sanat değil. İnşaatlarında kullanılacak demir çubukların kalınlığı aynı olduktan sonra binalara âşık olmanın pek bir yararı yok. Şehirler, hele İstanbul gibi ölçüsüzce büyük olanlar, hayvanat bahçesinden farksız. Üstadın dediği gibi: “Kaldırımlar güzel. Ama bir de üzerinde yürüyen şu insanlar olmasa!”
Roman Edebiyat Yeraltı Edebiyatı
Dışarı baktığımda, tek düşündüğüm bir an önce buradan gitmek. Dayanamıyorum şehirlere. Araba seslerinden, kalabalıktan değil ya da bir çöl tutkunu olmamdan dolayı değil, içine girdiğim bir şehri havaya uçurmak istediğimden dolayı gitmeliyim diyorum...
Roman Edebiyat Yeraltı Edebiyatı