Mertozof

İnsan bazen doğmuş olmasına o kadar takılıyor ki, geçmişine bile geç kalıyor. Geleceğe bakamıyor, bugünde duramıyor, geçmişini de eskisi gibi hatırlayamıyor. Sanki hayat başlamadan önce bir yerde yanlış yapılmış da, biz bütün ömrümüzü o yanlışın tutanağını arayarak geçiriyoruz.

Mertozof

@Mertozof
·
Doğum saplantısı bizi geçmişimizin önüne taşıyarak; geleceğin, şimdinin, dahası geçmişin de tadını kaybettirir bize.
Belki de insan en çok, kendi varlığının kimse için acil bir mesele olmadığını fark edince utanıyor.

Mertozof

@Mertozof
·
Hayatta olmak - Ansızın bu deyimin garipliği ile şaşkına döndüm, sanki hiçkimseyi ilgilendirmiyormuş gibi
Cioran’a göre Tanrı, varlığın başlangıcındaki mutlak kaynak olmaktan çok, insanın sevinci tükendiğinde sığındığı son yankı gibi. Buna bende katılıyorum, insan düşmeden tutunacak bir yer aramaz.

Mertozof

@Mertozof
·
Başlangıçta bir Tanrı vardır, yoksa sonda, her sevincin sonunda.
Felsefe
Bu cümlede asıl mesele hiçbir şey yapmamak değil; insanın zaman karşısındaki acizliğini kandırmadan kabul etmesi. Saatleri “değerlendirmeye” çalışmak yerine, onların akıp gittiğini görmek daha sahici bir bilinç hâli gibi duruyor.

Mertozof

@Mertozof
·
Hiçbir şey yapmıyorum, kabul. Ama saatlerin geçtiğini görüyorum — bu, onları harcamaya çalışmaktan iyidir
Felsefe
Cioran bu bölümde, insanın yaşarken bile kendine ve eylemlerine sanki ölümden sonra bakıyormuş gibi yabancılaşmasını anlatır. Bilinç, yapılan şeyi daha yaşanırken geçmişe çevirir; insan hem yaşayan biri hem de kendi varlığının anısı hâline gelir.

Mertozof

@Mertozof
·
Yapılan her işte gücü ve önemi olan bir bilgi vardır: Onun için kendisinin dışında hiçbir şeyin temeli yoktur. Nesne düşüncesine kadar nefret noktasında bir eyleme ya da eylemsizliğe göre en uçtaki saf bilmeyi dile getirir; o bilgi de aşırı bir hazla birlikte gelen her şeydir. Yansıtma gücünün bu bilgisi her defasında, her davranışta bire bir uygunluktan başkasını sağlamaz ve hiçbir şey çılgınlığın etkinlik alanındaki “gerçeklik”ten başka birtakım töz izleriyle yüceltilmiş değildir. Böyle bir bilgi “posthume” olarak adlandırılmaya değer. Bu bilgi, sanki hem yaşayan hem yaşamayan, hem varlık hem varlığın anısı olan bir öznenin bilinci gibi oluşur. “Bu günden” sonsuza dek böylece çıkarılıp bir kenara koyulan eylemin eş-zamanlılığında onun tamamlayıp sona erdirdiği her şeye “geçmişte kaldı.” denir.