Mertozof

Herşey vardır; hiçbir şey yoktur: Her iki söylem de eşit bir açıklık sağlar. Mutsuzluğu için endişe eden; iki söylem arasında korkak ve şaşkın, küçük bir ayrıntının merhametine muhtaç, varlığın güvenliğine ya da varlıktan yoksunluğun güvenliğine sahip olamadan öylece kalakalır.
İnsan bazen “her şey var” diyerek de kurtulamıyor, “hiçbir şey yok” diyerek de. İki cümle de fazla büyük, fazla rahat. Biz ise o büyük cümlelerin arasında, küçük bir ayrıntıya takılıp kalıyoruz. Ne var olmanın ciddiyetini taşıyabiliyoruz ne de yokluğun rahatlığına sığınabiliyoruz.
Herşeyin sağlamlıktan, temelden ve kanıttan yoksun olduğuna öyle eminim ki, bana bunun aksini söyleyebilecek bir şarlatan ya da serseme en büyük değeri veririm.
İnsan bazen o kadar her şeyin boşluğuna ikna oluyor ki, karşısına çıkıp “hayır efendim, burada sağlam bir anlam var” diyen bir sersemi bile ciddiye almak istiyor. Cioran burada hakikati değil, hakikate inanabilenlerin arsız cesaretini kıskanıyor sanki. Bazen insan kandırılmak istemez; ama kandırılabilecek kadar saf kalmış olmayı özler.
Kendi derinliğinde Tanrı kadar çırılçıplak, zavallı olmaya can atmak!
Felsefe
İnsan kendi derinine inince büyük bir hakikatle değil, çoğu zaman üstü başı dağılmış bir zavallılıkla karşılaşıyor. Cioran sanki “Tanrı kadar çıplak olmak isterdim,” derken bile yücelmek değil aksine, bütün maskelerinden arınmış, saklanacak hiçbir şeyi kalmamış bir varlık olmayı özlüyor. İnsan bazen büyümek için değil, iyice soyunup küçülmek için derinleşir
Kendimizi acındıramadığımız o şeyin ne önemi ne de kendisi vardır artık. Geçmişimizin, hiç kimseyi artık ilgilendirmeyen bazı şeylerin tarihin simgesine dönüşmek için bizden öyle uzaklaştıklarını görüyoruz.
İnsan geçmişine bile seyirci kalabiliyor bazen. Bir zamanlar içimizi yakan şeyler, artık kimseyi ilgilendirmeyince bizden de uzaklaşıyor. Acımız bile seyircisiz kalınca, kişisel bir felaket olmaktan çıkıp küçük, unutulmuş bir tarih notuna dönüşüyor.
Başlangıçtaki son farkedildiğinde zamandan daha hızlı olunur. Yanılsama, çarpıcı düşkırıklığı yanılgıdan kurtulmuş olanı kurtarılmış hale getiren bir gerçekliği darmadağın eder
Felsefe
Daha başında sonunu gördüğün bir şeyin içinde fazla kalamıyorsun. İnsan bazen zamanı beklemeden yoruluyor; olay yaşanmadan eskimiş, umut kurulmadan yıkılmış oluyor. Mesele düş kırıklığına uğramak değil galiba; mesele, düş kırıklığının zaten en başta orada olduğunu fark etmek.