Kişinin geçmişini inceleyerek içinde yaşanan zamanı anlamaya çalışmak, davranışlarda herhangi bir değişme yaratmaz. Çünkü hasta, sürekli olarak geçmişini öne sürerek, içinde yaşanan zamanda gösterdiği davranışların sorumluluğunu üstlenmekten kaçınır.
Rank, insanın mutlu olabilmesi için inançları olması gereğine inanmıştır. Ona göre bu inançların en değerlisi, insanın kendisine olan inancıdır ve geliştirdiği psikoterapi yöntemi hastaya bunu kazandırmaya çalışır.
Dölyatağı içinde dölüt, çevresiyle sürdürdüğü ortak yaşamın bir parçasıdır. Doğum bu beraberliğin ölümü anlamına gelir ve sonraki yaşamda insanın, yeni ilişkiler kurabilmek için önceki beraberliklerini terk ederken yaşadığı anksiyetenin ilkörneği olmaktan öte bir anlam da taşır: doğmak için ölmek. Bir başka deyişle, insanın bağımsız bir varlık olarak yaşayabilmesi için bir önceki ortak yaşamının sona ermesi gerekir. Ne var ki insan, bağımsızlığa doğru attığı her adımı ürkütücü bir tehdit olarak yaşar. Başkalarından farklı davrandığı oranda reddedilme ya da sevgiyi yitirme olasılığının artması ve kendisine yön vermede yenilgiyle karşılaşma olasılığı sürekli korkmasına neden olur. Rank'ın yaşam korkusu dediği bu duygu, gerçekte insanın kendi yaşamını sürdürmekten korkmasıdır.