Duygularını ona yansıtarak, çocuğunuza, yaşadıklarını göz ardı etmediğinizi gösterirsiniz. Bu sayede hem anlaşıldığını hisseder hem de kendini anlar. Böylece ona benlik bilinci aşılarsınız ki bu da onun, örneğin televizyon hipnozundan kurtulmasına yardımcı olur.
Sizin yumurcak bir kez "Önce bal, sonra tereyağı" diye buyurdu mu, artık ekmeğine önce tereyağı sonra bal sürmenizin imkânı yoktur. Dış dünyayı da tıpkı iç dünyası gibi "düzene sokmalıdır." Ebeveynler, kendilerine tuhaf gelen bu tür dayatmalara ve çocukça ritüellere genellikle kapris gözüyle bakarlar. Minikleri dünyayla tanıştırırken dünyanın içerdiği karmaşıklığı hiç hesaba katmazlar. Çocuğunuz, algısını ve kavradıklarını mutlaka örgütlemeye ihtiyaç duyar. Ritüeller denetim duygusu verir, dolayısıyla tasayı da engeller.
Elimi uzatsam tutamasam
Olanca sevgimi yalnızlığımı
Düşünsem hayır düşünmesem
-Senin hiç haberin olmasa
Senin hiç haberin olmaz ki -
Başlar biter kendi kendine o türkü