Yavaş gelişen bir "ayrılma-bireyleşme" süreciyle çocuk, annesiyle bütünleşmiş bir varlık olma durumundan çıkar. Ayrılma süreci yaşam boyu süren bir yas duygusunu da birlikte getirir. Bağımsız bir varoluşa doğru atılan her adım, objeleri ya da kişileri yitirme anlamına gelir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Buna karşılık içgüdüsel ihtiyaçları gereğinden fazla karşılanan (şımartılan) çocuklarda ego, engellenmelere dayanma yeteneğini geliştirememekte ve idden gelen isteklerle dış dünyanın gerçekleri arasında gerekli uyumu sağlayamamaktadır.
Enerjinin bir içgüdüye doyum sağlayacak bir eyleme yöneltilmesine obje seçimi denir. İd, objeler arasında bu ayrımı yaparak uygun olanı bulma yeteneğine sahip değildir. Aç bir bebek bulduğu herhangi bir şeye sarılır ve ağzına götürür. Zihinsel imge bu ihtiyacını karşılayamayacağı için, kişinin ruhsal dünyasıyla dış dünyayı birbirinden ayırabilmesi gerekir ve bu görev egoya aittir.
Ancak birincil süreç tek başına gerilimi gidermeye yetmez. Aç bir insan besin maddesinin zihinsel imgesiyle doyamaz. Dolayısıyla yeni ya da ikincil psikolojik süreçler geliştirir ve böylece kişilik yapısının ikinci sistemi olan ego belirmeye başlar.