Sevgili okur ,
Uzun zaman önce okuduğum kitabın incelemesini şimdi yapıyorum. Bu kadar geç yapmamın sebebi zaman bulamayışım değil , kitabı sindirmek için zamana ihtiyacım oluşumdur . Öncelikle kitabı okurken okuduğum kahramanın yerine koyarak okurum . Kendimi oymusum gibi hissetmeye çalışırım . Sanki karaktere ne kadar çok girersem o kadar iyi anlarım kitabı. Bu kitapta da öyle yaptım . Ve kendimi yeraltı adamın yerine koymakta o kadar zorlandım ki . İlk bölümde sıkıntı yok diyorsun ki herkesin böyle gelgitleri olur ama ikinci bölüme geçince yemekten sonra arkadaşının peşinden koşup para istediği yerde sanki ben yerin dibine girdim "yapma dur!!" diye haykırmak istedim . Aniden gelen öfke nöbetleri attığı namus nutukları halbuki kendinde az bulunduğu halde ... Sonra dedim ki neden bu kadar kızıyorsun ki bu adama . Daha dün gece anladığım bir gerçekle yüzleştim aslında kızdığım o değildi kendimdim . Kendime kızıyordum. Yaptığım utanç verici şeylere , sırf kötülük yapmamanın iyi birisi olmak için yeteceğini düşünmeme , aniden gelen öfke nöbetlerime... Yani aslında ona değil kendime kızıyordum. Baya özel bir inceleme oldu. Daha çok kendimden bahsettim sizleri sıktıysam affola . Kitabı tavsiye etmeye gelince dostoyevski'nin yazdığı kitaba kötü diyemem . Yine bir başyapıt . Okumadıysanız suç ve cezayı da mutlaka okuyun .
İyi geceler sevgili okur ...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitabın adı : tehlikeli oyunlar
Kitabın yazarı: Oğuz Atay
Kitabın türü : postmodern roman
Kitab hakkinda : sevgili okurlar ! öncelikle kitapta herhangi bir olay örgüsü yoktur . Kitap okumaya yeni başlayanlar , büyük konsantrasyon sorunu yaşayan ve odaklanamayan insanlar için okuması biraz zor bir kitaptır . Bu ve benzeri herhangi bir sorununuz yoksa kitabı hemen alıp okumaya başlayabilirsiniz. Olay örgüsünden ziyade hikmet karakterinin iç dünyasını göreceksiniz bu kitapta. Hikmet iç dünyasına fazlaca yönelmiş bir karakterdir. Aslında kitapta tam olarak bunu anlatır insanın iç yolculuğunu. Hiç kimseyi sevmeyen kimseye güvenemeyen bir hikmet var karşımızda.( Hangimiz koşulsuz sevip güvenebiliyoruz ki 21. Yüzyılda) Kendini sevmeyen birisi başkalarını nasıl sever. Montaigne'nin de dediği gibi: vah vah ! Nasıl olurda insan bir şeyi kendinden daha çok sevmeye kalkar. Peki hikmet kendini ne kadar seviyordu? Oldukça çapraşık bir ruh haline sahip olan hikmette gerçek hayatta çoğumuzun yaşadığı anlaşılamama, yalnızlık gibi duyguları Oğuz Atay'ın güçlü kalemi ve zeka dolu cümleleriyle oldukça derinden hissedeceksiniz. Bir taraftan hayatı oldukça ciddiye alma bir taraftan da hayatla ince bir alay edilme söz konusudur. Okunması güç ama bir o kadar da zevkli bir kitaptır .
Sevgili okurlar hepinize iyi okumalar dilerim .