“Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana Yarrabi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?
Uyumlu bir toplum, farklı inanıştaki yığınları barışık olarak bir tutmanın yollarını aranarak değil, toplumu tek inanış etrafında bütünleştirmekle sağlanabilir. Bizim toplumsal yapımızın temelini oluşturan olgu ise İslâm’dır.
Sevgisiz ve besmelesiz ekilen bu tohumlar gerçi tutuyorlar, güneş,
süt, yumurta, vitamin, su ve sabunla semiriyor ve temizleniyorlar, ancak ki içlerinde buz gibi labirentler, karanlık koridorlar, kompleksler,aşırılıklar ve hepsinden nemlisi de, yeteri kadar tatmin edilmemiş
sevgi ve şefkat isteklerinin girdapları, onları bütün hayatları boyunca
izliyor ve çekip çeviriyor.
“Düşünceni mühim olmayan ile meşgul ettiğin takdirde, mühim olanı hakir görmüş olursun. Batıl yolda sarf ettiğin malı hak yolda sarf etmek istediğinde, çoktan elinden çıkarmış bulunursun. Ahlakı eksik kimselere ilgi ve alaka gösterdiğin zaman, zora düştüğünde faziletli kimselere teveccüh göstermemenin sıkıntısını çekersin. İhtiyacın dışındaki şeylerle gece ve gündüzünü meşgul etmem durumunda, ihtiyacın olanı bir köşeye itmiş olursun.”