- Bir yıldız tut içinden.
- Tuttum.
- Bir yıldız daha tut içinden. Sonra bir yıldız daha. İçindeki yıldızlar çok olursa, ipil ipil aydınlık olur için.
- Bir kuş tut içinden.
- .....uçuyor, tutamıyorum!...
Geçenlerde yaşadığım bir şey , şunu öğretti bana: istese de çok uzağa gidemiyor insan kendisinin. Hangi trene binse, içindeki bir adrese varıyor sonunda. Hangi rüzgâra tutunsa kendine savruluyor; hangi denize açılsa, yine kendi kıyılarında buluyor kendini...
Bana kalırsa kimse, meselâ matematikle neden uğraştığını hiçbir zaman tam olarak bilemez. Önemli olan, geri dönmeyi göze alamayacağımız kadar yol gitmiş olmaktır bu konuda.
Bir Newton'u mahalle mektebinde , falaka korkusuyla , anlamadığı bir dilin alfabesiyle ve kelimeleriyle savaşırken düşünebiliyor musun ? Ya da Leibniz' i dört yaşında damdan düşerken gözünün önüne getirebilir misin?