Çukurova’daki çeltik (pirinç) ağalarının köylüyü ve doğayı nasıl sömürdüğünü, buna karşı durmaya çalışan idealist ve toy bir kaymakamın mücadelesini anlatır. Rüşveti, bürokrasiyi ve toplumsal adaletsizliği sert ama lirik bir dille ele alır.
Çukurova'nın Resullü kasabasında çeltik ağaları, daha fazla para kazanmak için, kasabayı ve köyleri su altında bırakırlar. Sivrisineklerin yaydığı sıtma hastalığı yüzünden pek çok köylü ölmüştür. Kasabaya idealist, dürüst ve henüz çok genç olan Fikret Irmak adında bir kaymakam atanır. Ağalar genç kaymakamı kendi taraflarına çekmek için onu el üstünde tutar, lüks içinde ağırlar ve toy olmasından faydalanırlar. Ona çeltik ekim izinlerini imzalatmak için her türlü kurnazlığa başvururlar. Kaymakam başlangıçta bu ilgiye kanar ve ağaların sunduğu sahte raporlara inanarak belgeleri imzalar. Kaymakam çok geçmeden gerçeğin farkına varır. Köyleri bizzat gezip halkın sefaletini, sıtmadan ölen çocukları ve sular altında kalan mezarlıkları kendi gözleriyle görünce ağalar ve kaymakam arasında bir çatışma başlar.
Kitap bir roman ve bir tiyatrodan oluşuyor. İkisi de aynı olayı anlatıyor, ikisini de okumak keyifliydi. Kısa olmasına rağmen etkisi uzun süren bir kitap. Bireysel dürüstlüğün örgütlü kötülük karşısında ne kadar zorlandığını gösteriyor. Adaletsizlik, ezilen halk, rüşvet ve o dönemde ki sağlık sisteminin yetersizliği çok iyi anlatılmış mutlaka okuyun.