Bütün hayatı Ankara'da geçmiş biri olarak yolda olma duygusunu, o çılgın aidiyetsizliği çok sevmişti: Bulutlar var, dağlar ve ovalar var, daha ileri de gidebilirim, geri de dönebilirim.
Anla artık; hayat denilen şey, bir akşam Bornova'da öğrenci odanın buğulu camlarına çizdiğin sıradan şekiller kadar şaşırtıcı ve bir o kadar da yalancıdır. Şimdi Bornova yok, o ev yok. Bir Temmuz gecesi duvarın üzerine oturup ağustos böceklerini dinlerken, Edip Cansever' den iki dize, yok öyle şeyler. ..Şimdi olan...
Şimdi olan ne, biliyorum baba ... Şimdi olan, benim zamansız telaşlarım, eğilip bükülmelerim aynanın karşısında. Sarhoş gece yarılarım var şimdi. Gereksiz korkularım, çok özenli banyolarım, kaygılarım var.
Sıradan bir Ağustos gecesi, başımı göğsüne saklayıp sessizce bahçeden salona taşan ılık kokulara gömülüp uyuduğum, çocukluğumun büyülü anlarına benzer bir şey babamın konuşmaları. Ne anlatırsa anlatsın, hiç fark etmiyor aslında. Sesindeki o tuhaf hışırtı, elimden tutup geri götürüyor sanki taşlı topraklı ama çok sahici ve sıcak bozkır patikalarına.