Zülfü Livanelinin kitaplarını beğenerek okurum. Ama bu kitap sanki onun değil de acemi birinin elinden çıkmış gibi. Benim için tam bir hayal kırıklığı oldu.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518bin okunma
Oblomovluk…
Oblomova çok kızdığım aynı zamanda çok üzüldüğüm zamanlar oldu. Ama Oblomov buydu işte hayatı seçimleri karakteri…
Kitabı okurken aslında şunu fark ediyor insan iki ayrı kültür içerisinde yetişen iki ayrı insanın hayatını nasıl yönlendirdiğini.
Ştols Alman kültürüne göre yetişmiş disiplinli çalışkan biri, Oblomov ise tam tersi düzensiz ve tembel.
Bu iki insanı birbirinden ayıran en temel konu aileleri. Ştolsun babası acımasızlıkla suçlanacak kadar çocuğunu hayatın kollarına bırakan biri. Oblomovun ailesi ise çorabının giydirilmesinden çıkarılmasına kadar titizlikle üzerine düşen bir aile.
Yetiştirme tarzı karakterlerin yaşamını nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor.
Oblomovun zekasının gerçekten Ştolstan aşağı kalır yanı yok ama bir şeyleri değiştirecek ne güç ne cesaret var kendisinde. En küçük işler üzerine bile saatlerce düşünen ama bu düşünmenin üzerine hiçbir harekete geçemeyen bir insan.
Onu bu tembellik hırkasından ise çıkaran bir aşk. Aşkı yaşaması saflığı temizliği inanılmaz güzel. Ancak o bir Oblomov…
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma
Kendini kalıplara sığdırmayan, hayatı olduğu gibi yaşamaya çalışan bir adamın iç dünyasını yansıtıyordu eser.
Kitapta öyle etkileyici cümleler vardı ki okuduktan sonra sürekli kafamın içinde döndü durdu.
Alışılmışın dışındaki tarzı benim kitaba olan ilgimi daha da arttırdı.
Kitap son olarak “Yıllardır aradığını bulur bulmaz yitirmesine sebep olan bu saçma, alaycı düzene boyun eğmiş gibi kendini koyverdi. Şimdi ona istediklerini yapabilirlerdi. Yanındaki polis kolunu sarsıp ummadığı yumuşak bir sesle sordu: -Ne oldu? Anlat.Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı.” cümleleriyle sona eriyor.
Aslında bizim yaşamımızın özeti de bu. Bulmak ve kaybetmek arasında yaşadığımız ince çizginin sonucu.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
Peyami Safa psikolojik tahlili o kadar güzel yapmış ki sanki kahramanın yerindeki benmişim gibi hissettim. Tüm acılarına, ağrılarına, duygularına ortak oldum.
Nüzhetle yaşadığı kalp kırıklığı beni gerçekten çok üzdü. Bacağın kurtarılması ise bi o kadar mutlu...
Çok başarılı.
Kirpi lakabıyla tanıdığımız Refik Halit Karayın hikayelerinden oluşan bir kitap. Günümüz Türkçesine Ender Karay tarafından çevrilmiştir.
Refik Halit 1919-1947 yılları arasındaki Anadoluyu fotoğraflayıp önümüze sunmuş. Dönemin şartlarını yapısını anlamamız için iyi bir fener görevi görüyor.
Anadolu insanının fakirliğini kimsesizliğini adeta iliklerimize kadar işletiyor.
Okurken içimizde ince bir sızı oluşturuyor.
Açlığı, çaresizliği, umutsuzluğu hissedebiliyorsunuz.
Okunması okutturulması gereken bir kitap.