Adı:
Memleket Hikayeleri
Baskı tarihi:
1996
Sayfa sayısı:
183
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751001061
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
Baskılar:
Memleket Hikayeleri
Memleket Hikayeleri
Memleket Hikâyeleri Türk edebiyatında Anadolunun en hakiki hikâyeleridir. Anadolu Memleket Hikâyelerinde bütün gerçek varlığı ve iç dünyasıyla karşımıza getirilmiştir.
Nihad Sami Banarlı

Geniş ününü mizah ve siyasal yergi yazılarıyla sağlayan Refik Halidin mizah yazıları gibi hikâyeleri de edebiyatımızın bu alanında bir aşama olmuştur. O zamana kadar İstanbul sınırları
dışına çıkamayan Türk hikâyesini Anadoluya yöneltmekle hikâyeciliğimize yeni bir ufuk açmış, yeni bir soluk getirmiştir.
Cevdet Kudret, Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman

Refik Halid'in anlattığı olaylar bütünüyle yaşadığı dönemin olaylarıdır. Memleket Hikâyeleri ile Gurbet Hikâyelerinde canlandırılan kişilerin çoğu adeta canlıdır. Bütün bu yönleriyle Halide Edip onun yalnız Türk edebiyatının değil, Rus ve Amerikan edebiyatlarından sonra, hikâyecilikte cihan ölçüsünde ön planda bir yer işgal edebilecek bir hikâyecimiz olduğunu belirtir.
183 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Memleket Hikâyeleri'ni ilk kez, seneler önce Rize Fındıklı'da, deniz kenarındaki binamızda, küçük dairemizde, sıcak, güneşli, pırıl pırıl bir günde okumuştum. Hemen ardından Gurbet Hikâyeleri'ni okuyarak Refik Halid Karay'ın böylesi güzel üslûbunun raslantı ve tek kitapla sınırlı olmadığını da görme şansım olmuştu.

Memleket Hikâyeleri gerçek, hakiki bir başyapıt kesinlikle. Sadece bu topraklardaki edebiyat için değil, bütün dünya edebiyatı için büyük bir güzellik. Üzerine kara kara bulutların çöktüğü güzel topraklarda yaşayanların yaralanmış, acıtan, çürümüş, kendini zevk ve sefaya kaptırmış ya da mazlumluk ve mahsunlukla paralanmış hayatlarından öyle hikâyeler sunuyor ki bize yazarımız, tek tek her bir hikâyesinde bize anlattığı karakterler gerçekten de sayfalara sığmıyor, yapraklardan taşarak yanıbaşımızda canlanıveriyor sanıyoruz. "Şeftali Bahçeleri" hikâyesindeki rengârenk bahçelerin verdiği huzur ve rahatın tamamının yanıltıcı olduğunu okumaya devam ettikçe anlıyoruz. Anadolu'nun her yerinden bize anlatılan insanların her biri bir sonu haber verir gibi; bu bulutlar boşuna değil, bu karanlık boşuna değil, her yere uzanan bu kötü karanlık fırtına çok yakında herşey tepe taklak olacak diye sesleniyor sanki, bir uğursuz seslenişle, sanki gemileri okyanuslarda kayalıklara çağıran, batsınlar diye hülyalı bir sesle onlara seslenen sireneler gibiler, ama herşey daha kötü olacak, daha kötüye gidecek diyor yine de her hikâyede okuduklarımız: istismar ve sömürünün farklı çeşitleri, insana yapılan manevi veya maddi zulümler ya da rehavetin içine kendini bırakmış akarken hayat, birden ölümün kapıyı çalması gibi, ya da senelerce insanlara hizmet etmiş ve artık sadece boynuna bıçağı uzatacak olan kasabın peşinden giden o koca öküz gibi, herşey ve herkes bu yıkılıştan nasibini almayı bekliyor . Ancak Refik Halid Karay gerçekten bir kitabının arkasında ona ithafen yazıldığı gibi bir ressam yazar, bu insan tasvirlerindeki sadeliği ve bu kıvrak, cümbüşlü ve ağıtlı dili ancak ressam olmasıyla açıklayabiliriz zira. Cer Mollası hikâyesinde, ya da Yatık Emine'de, ve diğer bir çok bir hikâyede bize hikâye ettiği bu insanlar, yani toprağımız değil sadece, insanlar da olan memleketimiz, kendi ahlâki çıkmazları ve istismarlarıyla yıpranmış, bir büyük felaketin yanı başında ya da dibinde acıyla kıvranan, kıvranacak olan, bir asır öncesinin mazlum, masum ya da hain, hin insanları büyük bir hayat keşmekeşinin içerisinde yuvarlanarak, yazarın inanılmaz güzellikteki üslûbuyla bir daha ölmemecesine kağıtlara düşüyor ve bir daha kaybolmamak üzere zihinlerimize nakşolunuyorlar. Ve onlara bakarken, bütün bu karanlığın, bir hain sisin, her yanı, her bir mekânı, toprağı ve aklımızı, ruhumuzu lekeleyen bu korkutucu siyahlığın, bu devasa büyüklükteki fırtınanın yeniden yanı başımızda olduğunu bütün bu sarsıntılardan anlamıyor muyuz sanki? Refik Halid Karay bir asır öncesinin hikâyelerinde bize bugünden insanlar da anlatmıyor mu? Eserin böylesine başarılı olmasının sebebi bu mu yoksa? Eserin yüz sene öncesinde, hatta daha fazla zaman önce yazılıp şu an hâlâ etkisini sürdürmesinin sebebi, iyi edebiyat işte; edebiyat, yani has edebiyat, yani okurken izini, etkisini hissetmiyorsak bile, bizimle kalan; kitabın kapağını kapadığımızda üzerimizde, dilimizde, gözümüzde, zihnimizde rengi kalan, tadı kalan ve bir daha bizden gitmeyen, bize katılan ve bizi biz olduran şeylerin arasına katılarak şu dünyadan göçene dek bizimle yaşamaya devam eden o güzel söz, o güzel resim, yüz sene öncesinden dahi uzanıp bize verilen bir sır, güzel anlatılmış bir hikâye. O yüzden, hazır her yeri kar kaplamışken, hazır bembeyaza kesmişken her yer, elimizden geleni de yapabildiysek muhtaca, o zaman okumaya başlayabiliriz Memleket Hikâyeleri'ni; hiç birimiz geç kalmamalıyız bu cümbüşe, hiç birimiz bu edebiyat şaheserinden mahrum kalmamalıyız.

İyi okumalar...
199 syf.
·Beğendi·9/10
Kitaptaki her hikaye beni etkiledi. Açıkca Söylemek gerekirse hikayelerinin sonu hep kötü bitti. Hepsinin sonunda bir sarsıntı yaşadım diyebilirim. Hikayeleri okurken sanki o döneme gerçekten gidiyorsunuz. Çok Gerçekci yazılmış.
78 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Her bir hikaye memleketin ne halde olduğunun açık bir göstergesi. Ve günümüzün daha da vahim olduğundan habersiz.
Hoşuma gitmeyen şey ise; haddinden fazla betimleme yapılmış. Bu gerçekten okuma zevkini negatif yönde etkiliyor.
183 syf.
·Beğendi·8/10
Anadolu:

Bir yanda sıska bedenini, ince sesini, paçavra giyimini sıcacık parıltılarla kora çeviren siyah gözlere sahip, arzulandıkça hırpalanan; sindirilen aciz

-horlanan, kovulan, öldürülen-

Yatık Emine.

Bir yanda yine sıska bedenli, dudakları haksızlığa karşı mühürlenmiş, sesini yitirmiş, kaygılarının damla damla sergilendiği alnıyla

-ezilen, aşağılanan, küçük düşürülen-

Suphi.

Bir yanda, dolgun bedenli, işveli, kıvrımlarını rakıya meze eden, çengi;

Yasak koyanı yasak olana çekecek kadar çekici Sarı Bal.

-Polis müdürü yasakladığı eğlenceye katılır ve diğer polislerce basılır-

Bir yanda, savaşın kollarınca sımsıkı sarılıp namusunu, haysiyetini yitirmemek için direnen; açlıktan, işsizlikten, ümitsizlikten bitap düşmüş zavallı bir adam.

-Zengin bir iş adamının başına silah dayayarak cüzdanını alır ve cüzdanın içinden tereddütle bir miktar para alıp hızlıca kaçar, solgun yüzü ve fersiz gözleriyle yüzünüze yüzünüze vurur savaşın, yokluğun anlamını-

Bir yanda, sonradan görme, hırslı ve coşkun bir genç kız.


"Artık hep böyle, burada kasabada mı yaşamağa mahkumdu?

Taksim meydanı gözünün önüne geldi. Şimdi sağnak altında asfalt yollar şıkır şıkır parlıyordu; otomobiller nasıl koşuyor, halk nasıl kaynaşıyordur!"

Babasının İstanbul'da iyi paralar kazanmasının ardından köyden indim şehire'nin dibini sünnetleyen, lükse alışmış, zihnindeki ve ruhundaki köylülüğü hiçbir zaman yitirmemiş ana babasına hor bakışlar atan genç kızımız bir gün yeniden köyüne döndüğünde -babası tüm mal varlığını yitirir-

içindeki öfkeyi susturamayan, İstanbul'u ve rahatı unutamayan talihsizin biri.

"Küçücük kasabasında, mavi gözlü mahkeme kâtibine gönlünü kaptırarak yerine getirilmesi kolay bir takım küçük isteklerle mennun yaşarken ve hep böyle yaşayacak iken İstanbul'un gösterişli hayatını tanıtan, sonra hepsini elinden alan bu babaya düşman kesilmişti."

Ve diğerleri.

Hepsini yazamayacağım.

Kirpi'nin dikenleri, temiz ve yer yer büyüleyici anlatımıyla -betimleme, doğa tasvirleri- milim milim saplanıyor yüreğe.

Okuyunuz.
183 syf.
·8/10
Kitapta on sekiz tane hikaye var ve bir tanesi hariç hepsi Cumhuriyet öncesine ait. Genel olarak, çökmek üzere olan devletin yoksul insanlarının hayatına yer verilmiş. Bazen Anadolu'nun küçük bir beldesinde bazen de İstanbul, Bursa gibi şehirlerde geçiyor hikayeler. Bu nedenle de farklı değerler üzerine kurulmuş farklı sosyal yapılar ve yerli tipler görüyoruz. Kitaptaki doğal üsluptan, gerçekçi ve akıcı dilden olsa gerek kendimi her hikayenin sonunda hikayenin yaşandığı yerin toplumsal değerleriyle bugün arasında bağlantı kurmaya çalışırken buluyordum. Yani ki hem Anadolu'nun yaklaşık yüz yıl önceki halini gösteren hem de bugünü düşünme isteği uyandıran güzel bir eser.
183 syf.
·1 günde·6/10
Herkese selaamlaaar! Nasılsınız,umarım iyisinizdir. Tatiliniz nasıl gidiyor? Benim bol kitaplı geçiyor,umarım sizin de öyledir. Herkese boool kitaplı ve boool okumalı günler diyerek yorumuma geçiyorum.
..
Kitap ilk kez 1919 yılında yayımlanmış ve yazar; kitapta Anadolu'yu , Anadolu'da yaşayan halkın yaşantısını anlatmış. Her hikayenin sonunda hikayeyi nerede ve hangi tarihte yazdığını belirtmiş. Ayrıca kitapta benim dikkatimi çeken bir diğer unsur; kitaptaki 18 hikayenin hepsinin mutsuz sonla bitmesi. ( Mutsuz sonları sevmediğim için biraz yazara bozulmadım değil hani bari bir tanesi mutlu sonla biteydi...) Ben kitabı okurken bazı yerlerde anlatımın yavaş ve ağır olmasından dolayı sıkıldım. Ancak yinede kitaptaki hikayeleri beğeneceğinizi düşünüyorum. Diğer taraftan kitabı iyiki okudum diyorum çünkü bir çok yeni kelime kazandırdı bana. Kitabın konusunun daha iyi anlaşılması için arka kapak yazısını bırakıyorum... Arka kapak yazısına geçmeden önce belirtmem gerekli diye düşündüm, Memleket Hikayelerinin çoğu yabancı dillere çevrilmiş,tamamı Fransızca yayımlanmıştır.
#arkakapakyazısı
"Memleket Hikayeleri Türk edebiyatında Anadolu'nun en hakiki hikayeleridir. Anadolu Memleket Hikayeleri'nde bütün gerçek varlığı ve iç dünyasıyla karşımıza getirilmiştir. "(Nihad Sami Banarlı )
...
"Geniş ününü mizah ve siyasal yergi yazılarıyla sağlayan Refik Halid'in mizah yazıları gibi hikayeleri de edebiyatımızın bu alanında bir aşama olmuştur. O zamana kadar Istanbul sınırları dışına çıkamayan Türk hikâyesini Anadolu'ya yöneltmekle hikayeciligimizde yeni bir ufuk açmış,yeni bir soluk getirmiştir."(Cevdet Kudret, Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman)
...
"Refik Halid'in anlattığı olaylar bütünüyle yaşadığı dönemin olaylarıdır. Memleket Hikayeleri ile Gurbet Hikâyeleri'nde canlandırılan kişilerin çoğu adeta canlıdır. Bütün bu yönleriyle Halide Edip onun 'yalnız Türk edebiyatının değil,Rus ve Amerikan edebiyatlarından sonra, hikayecilikte cihan ölçüsünde ön planda bir yer işgal edebilecek bir hikayecimiz'olduğunu belirtir."(Tanzimat'tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi).Ben okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Herkese keyifli okumalar. Kitapla ve mutlulukla kalın.
....
.
##Altını Çizdiklerim
*İnsanlar yalnız kendi saadetlerini iyice duymak için yalnız başkalarının felaketini arar.
.....
.
*Sıtmaların tırmanamadığı,hastalıkların barınamadığı bu dağ sırtında çınarlar gibi gelişe genişleye uzun,bıktırıcı bir ömür sürüyorlardı. Lakin ne kadar heyecansız, ne derece uyuşuk bir ömür.
183 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ankara Us Atölyesi'nde tahlilini dinleme şansına eriştiğim kitaplardan birisi de Memleket Hikâyeleri oldu. Klasikler çağını aşan eserlerdir; yıllar geçse de dönüp bakabileceğim, edebi eser böyle olur dedirten kitaplardan biriydi.

Refik Halid Karay muhalif bir adamdır. Hayatının büyük bir bölümü sürgünlerde geçmiştir. Sinop, Çorum, Ankara, Bilecik, Halep, Beyrut bu yerlerdendir. Gurbet Hikâyeleri Halep ve Beyrut'ta; Memleket Hikâyeleri Sinop Cezaevi ve yurt içindeki sürgünlerde yazdığı eserleridir. Mizah ve eleştiriye sık sık yer verir; Kirpi takma adıyla yazılar yazmıştır.

Saraylı bir aileye mensuptur. Ancak baktığımızda yalın bir dille Anadolu'yu eserlerine taşıyan ilk yazarlardandır. İlk kez İstanbul dışına çıkılmış, Anadolu halkı üzerinde durulmuş, bunu yaparken de son derece ince detaylara girilmiş, sosyolojik ve psikolojik tahlillere yer verilmiştir.

Gerçekçi bir anlatımı vardır. Bu anlatım çoğu yerde sizi rahatsız edecek düzeydedir. Açıkçası "Anadolu halkının hoşgörüsü, merhameti..." gibi ifadeleri sık duyan ve eleştirilerle çok karşılaşmayan biri olarak okurken "bu kadar da olur mu" dediğim çok yer oldu. Mustafa Kutlu, Ahmet Günbay Yıldız'ın özellikle köy halkını anlatırken verdiği merhamet, hoşgörü gibi özellikleri burada görememek düşünerek okumama yol açtı. Derslerde okuduğum, haberlerde izlediğim, karşılaştığım sıradışı olaylarda "bu devir böyle" diyerek kendime çıkış yolu aradığım anlara karşılık Milli Mücadele yıllarının da benzer olaylarla anlatımı daha çok okumalı, tek yanlı hareket etmemeliyim dedirtti.

Anadolu halkının dışarısı ile ilişkisinin kesildiği izlenimi veren hikâyelerde halk, oraya atanmış bürokratlar eliyle şekillenir ve bu kişilere sıkı eleştiriler vardır. Çıkarcılık, eğlenceye düşkünlük, bencillik bunlardandır.

Önemli bir yön de etkileyici betimlemeler olmasıdır. Olayı yaşıyor, o yerde bulunuyor hissi veren hikâyelerin en önemli özelliklerinden biri de akıcılığıydı.

Ahlak sorununa kimi yerde mizahi kimi yerde gerçekçi yer verilmişti. Kararsızlık en kötü durumlardan biridir bir insan için ve belki de bu anlamda rahatlamayı sağlamak amacıyla insanları sınıflayıp etiketlemek onlar hakkında bir yargıya varmak bu duygudan kendimizi kurtarmak olarak görülür. Okurken işte bu etiketlemeyi yapmanın kolaycılığı ile yanlışlığı üzerinde düşünmenizi sağlayan hikâyelerle karşılaşıyorsunuz. Buna rağmen betimlemelerin çoğunlukla kadınların fiziği üzerinden yapılması, etiketlemelere kızılırken yanlışların basitleştirilmesi kafamda soru işareti oluşturan kısımlardan oldu.

Hafif diliyle sizi yormayan gerçek bir edebi eser diyeyim kısaca.
183 syf.
·Puan vermedi
Refik Halid, muhalif bir yazar. Asıl kendini ifade ettiği alan gazetecilik. Kirpi takma adıyla Ittihad ve Terakki döneminde yazdığı sivri dilli, ağır eleştirileri sebebiyle iki yıl Anadolu'ya sürgüne gönderilir. Sinop, Ankara gibi farklı şehirlerde kalır. İşte bu sürgün sürecinde kaleme aldığı hikâyeler Memleket Hikâyeleri adıyla kitap haline getirilmiştir. Refik Halid, sade bir Türkçe ile yazar eserlerini, elbette dönemini göz önünde bulundurmak lazım. Inceden inceye kirpiliğini yapmıştır yine de.
183 syf.
·2 günde
Gerçekten kitap çok güzeldi. Kitabın birkaç hikayesinde duygulandigim oldu; yeri geldi güldüm, kızdım. Her hikayesinin sonu kötü bitiyor ama bu çok kotu bir son değil genelde... yazarın, kitaplarını daha önce olmadigim için çok pişmanım.
70 syf.
·6 günde·7/10
Milli Edebiyat Dönemi vesilesiyle öğrencilere okutacağım bir "dönem" eseri olduğu için ikinci kez okudum. İlkinde çok beğenmiştim. İkincisinde de aynı hisleri yaşadım.

Ben Refik Halit'i Anadolu insanını kiriyle pasıyla anlattığı için, o muhafazakâr görüntünün ardında nasıl hastalıklı düşüncelerin, arzuların yattığını tüm çıplaklığıyla gösterebildiği için severim. İnsan doğasını sağlam gözlem ve tespitleriyle, kısacık öykülerde başarılı bir şekilde aktarabildiği için onun büyük yazar olduğunu düşünürüm.

Herkese tavsiye ettiğim, kendi insanımızı tanımak için okunabilecek en güzel kitaplardan biri. Zaman ayırın ve okuyun efendim.
199 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Anadolu'nun farklı yerlerinden kısa ve etkileyici hikayelerin yer aldığı bir eser. Hikayelerin sonu genel olarak hüzün , acı ve dram teması ile sonlanıyor.Kitap bitince aslında ne kadar yozlaştığımızı , kültürümüze yabancılaştığımızı ve bugünde bazı şeylerin değişmediğini daha iyi anlıyorsunuz ..
200 syf.
·4 günde·7/10
Refik Halid Karay'ın okuduğum ilk kitabı. Kitap ilk kez 1919 yılında yayımlanmış.Türkiye'nin ilk dönemlerinin Anadolusunda geçen hikayelerden oluşan bir kitap.

Her hikayede verilmek istenen bir mesaj vardı bence. Bazen üstü kapalı bazen daha açık bir dille ifade edilmişti.Yazarın ele aldığı konular, vermek istediği mesajlar bence gayet güzeldi.

Beni hikayeler arasında en çok etkileyen ilk hikayeydi(Yatık Emine).

~
"Aha karı buz kesmiş!..." diye haykırdı.
Yatık Emine açlıktan ve soğuktan öleli galiba günler geçmişti.
"Yetişemedik be gebermiş!..." dedi.
Bir müddet, zihinlerinden fena şeyler geçirerek durdular sonra küfür ede ede uzaklaştılar.
~
"Artık insanları, kadınları, çocukları böyle değersiz birer obje olarak görmeyi bırakmamız gerekiyor." bu hikayede verilmek istenen mesaj - ya da benim çıkardığım anlam- buydu. İyi birer insan olmak için hiçbir zaman geç değil bir yerden başlamak gerek.

Gayet güzel bir kitaptı. Bence okumalısınız.
" İnsanlar yalnız kendi saadetlerini iyice duymak için yalnız başkalarının felaketlerini arar. "
" Yaşamaktan, daima ihtiyaçlar içinde çırpınmaktan her zaman mağlubiyete mahkum bulunmaktan bir intikam hissi duymuyor muydu? "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Memleket Hikayeleri
Baskı tarihi:
1996
Sayfa sayısı:
183
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751001061
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
Baskılar:
Memleket Hikayeleri
Memleket Hikayeleri
Memleket Hikâyeleri Türk edebiyatında Anadolunun en hakiki hikâyeleridir. Anadolu Memleket Hikâyelerinde bütün gerçek varlığı ve iç dünyasıyla karşımıza getirilmiştir.
Nihad Sami Banarlı

Geniş ününü mizah ve siyasal yergi yazılarıyla sağlayan Refik Halidin mizah yazıları gibi hikâyeleri de edebiyatımızın bu alanında bir aşama olmuştur. O zamana kadar İstanbul sınırları
dışına çıkamayan Türk hikâyesini Anadoluya yöneltmekle hikâyeciliğimize yeni bir ufuk açmış, yeni bir soluk getirmiştir.
Cevdet Kudret, Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman

Refik Halid'in anlattığı olaylar bütünüyle yaşadığı dönemin olaylarıdır. Memleket Hikâyeleri ile Gurbet Hikâyelerinde canlandırılan kişilerin çoğu adeta canlıdır. Bütün bu yönleriyle Halide Edip onun yalnız Türk edebiyatının değil, Rus ve Amerikan edebiyatlarından sonra, hikâyecilikte cihan ölçüsünde ön planda bir yer işgal edebilecek bir hikâyecimiz olduğunu belirtir.

Kitabı okuyanlar 1.437 okur

  • Sinem
  • Muhammed Kızıltepe
  • Kemal Aydemir
  • Kahveli Kurabiye
  • Okuyucu
  • dilininucundaki
  • Elifnur toprak
  • Esra Kılıç
  • Beyzanur Gülhan
  • ALİ ASAF

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.3 (1)
9
%0
8
%0.6 (2)
7
%0.6 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları