Merviş

Merviş
@Mervedemirbas
Ben atlara ve uzaklara hayrandım..
Hızır'la Kırk Saatten
Ey yeşil sarıklı ulu hocalar, bunu bana öğretmediniz. Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı günlere geldim, bunu bana öğretmediniz. Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim. Bunu bana söylemediniz. İnsanlar havada uçtu ama yerde öldüler. Bunu bana öğretmediniz. Kardeşim İbrahim bana mermer putları nasıl devireceğimi öğretmişti. Ben de gün geçmez ki birini patlatmayayım ama siz kağıttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekini nasıl sileceğimi öğretmediniz. Bir kentten daha geçtim. Buğdayları yakıyorlardı. Yedikleri pirinçti. Birbirlerine açılan borular gibi üfürüyorlardı. Sonra birbirlerinden borular gibi çıkıyorlardı. Pirinçler gibi çoğalıyorlardı. Atlarını yalnız atlarını cana yakın buldum. Öpüp çıkıp gittim yelelerini. Sezai Karakoç
Reklam
Benim dünyam minnacık bir dünya. Minnacık ve sonsuz. Kavgadan kaçtım. Kavgadan, yani kör döğüşünden.
Uyku ile uyuşukluk arasında rakseden bir hayat. Beklediğim bir şey yok. Dersler tatsızın tatsızı. Kendimi bir işe bağlayamadım. Felâket şurada ki günler de sınırlı. Çalışmam gereken saatlerde paçavralaşmış bir idrakle baş başayım.
Bazen bir kuyuya benziyor hayat; kör, pis, zehirli bir kuyuya. Boğuluyorum, ölüme koşacak mecalim kalmıyor, kimseyi görmüyor gözüm. Sevdiklerim yabancılaşıyor. Kitaplar tuğla oluveriyor birden. Dostlarımın sesini tanımıyorum. Varlığım bir tele asılıyor. Bir kâbus bu, bir hastalık.
Kitap bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım. Ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim.