Böylece Nuran, Mümtaz için, benliğine sımsıkı bağlanan bu iki yardımcının sayesinde bütün eski, güzel ve asil şeylerin fani varlığında hayata döndüğü, yaşadığı esrarlı mahluk, zamanı kendi nefsinde ve güzelliğinde yenmiş mucizeli mevcut oluyor, onda sanatının ve iç åleminin nizamlarını buluyordu..
❝ Ailenin açtığı yaraları kapatmaya zamanın gücü yetmiyordu.❞
Bu alıntıyla başlamak istedim incelememe çünkü bu alıntı romanın kalbindeki üç ana temaya değiniyor: “aile, yara, zaman” . Tüm kurgu bu üçü üzerinde yoğunlaşıyor. Birbiri arasında yüz yıl bulunan iki büyük hikayenin, romanın sonunda nasıl bir araya geldiğine şaşıracak ve Gece Açan Çiçekler in içinize işlemesine engel olamayacaksınız.
Bir yanda Osmanlı’nın son çırpınış zamanlarından gelen İstanbulda bir derviş, diğer yanda Canfeda konağındaki insanlar. Hikaye iki ağızdan bambaşka zamanlarda anlatılıyor fakat bu anlatım, zihnimizde ve duygumuzda hiçbir kopukluk yaratmıyor. Aksine Tarık Tufan o büyülü kalemiyle kelimelere ruh üflüyor ve iki farklı zaman bir zamana dönüşüyor.
İnsanın en savunmasız olduğu konu belki de “ailedir” çünkü seçim hakkı yoktur. Canfeda konağında işte bu bağın insanı nasıl bir yalnızlığa, acıya ve terkedilmişliğe sürükleyebileceğinin en çarpıcı örneğini görüyoruz. Ebeveyn olmayı beceremeyen iki insanın hem kendi hayatlarını hem de en çok çocuklarının hayatlarını mahvetmelerinin izlerini sürerken çok üşüyeceksiniz.
“Bana sorsalardı bu sevgisiz dünyaya gelmeyi istemezdim.”
Ben o kadar üşüdüm ki sürekli Yaşar Kemal in “Tanrı kimsenin başına vermesin böyle bir yalnızlığı” satırları yankılandı durdu içimde. Evin büyük kızı Halide hikayeyi anlattıkça içimde nice mumlar alev aldı, nicesi de söndü…
“Zaman çatlağında, geçmişin ve geleceğin arasındaki karanlık mahzende unutulup kaldım, karşılaştığım her insan bana ağır kıvamlı bir yalnızlık bulaştırıyor.”
“Yalnızlık, Allah’ın sadece bana yazdığı bir yazgıymışcasına etimden, kanımdan bir parça haline geldi.”
Öte yandan Osmanlı döneminin İstanbulunda bir tekkeden bize seslenen Derviş Ali, aşkın en yakıcı halinin ete kemiğe bürünmüş