Yine insanların caniliğine, çaresizliğine, iyiliğine, kötülüğüne bir güzel dokunmuş Aytmatov.
Doğayı katleden insanoğlunun aynı zamanda kendini katlettiğini anlatan bir roman benim için bu. Nefretin, kinin, tembelliğin, düşünmeden güce tapanların insanları ne hale getirdiğinin bir romanı bu. Yıllar, çağlar, yöntemler fark etse de bazı şeylerin hiç değişmediğinin göstergesi bu roman.
Aytmatov'un her kitabını boğazımda bir yumruyla bitirdim şimdiye kadar. Hele Toprak Ana gibi kısacık bir kitapta hıçkırarak ağlatabilmeyi başarmış bir yazar. Dişi Kurdun Rüyaları da ondan farklı değil. Boğazımda koca bir düğüm...