Ben bu hayatta en çok öğrenmeyi ve öğretmeyi sevdim..
Sonsuza kadar öğrenci olmaya aday bir öğretmen...
Kitap, çay , çiçek ve çocuk kalbi sever.
Küçük bir anı defteri... Kendime notlar . . .
Içimizdeki Şeytan ?
Her insan okuduğu kitaptan hayat tecrübesi ve yaraları kadar farklı şeyler alır ve hisseder buna inanıyorum. Benim için ne kadar anlamlı olduğunu ifade etmeyi kelimeler ile başaramam.Bitirdiğim dakikadan beri oturduğum koltukta öylece düşünüyorum.
Otuz yaşında kendisiyle tanışma cesareti göstermiş ve kendi yolculuğuna çıkmış bir insan olarak Ömer'in çalkantılı ruh hallerini çok iyi anlıyorum. Hem kendimde hem de yakınlarımda birçok insanda gördüğüm dalgalanmaları okurken yazara hayranlığım iyice arttı.
Ömer 'in ve Macide'nin aşkı olarak görülen çekimin insanın yaralarına hatta yara açanlara benzeyenlere doğru ilerleyen bir şey olduğunu üzülerek okudum. Yüzleşme denilen olayı her insanın gerçekleştiremediğini ve başkalarını suçlayarak kapatmaya çalıştığını okuyoruz.
Sürekli şikayet eden ve olumsuz eleştirilerde bulunan insanları toy olarak görüyorum artık. Onlardan sessizce uzaklaşıyorum böylece hayatım daha anlamlı hale geliyor. Kaç yaşında olursa olsunlar büyümeyi red ediyorlar çünkü. Bir grup insanda sızlanmayı ve kendini acındırmayı alışkanlık hale getirerek bundan besleniyor. Psikolojide kurban denilen bir rol var. Ve kurban rolünde olan bir insan mutlaka bir başkasının da zalimi oluyor. Bu döngü ancak yüzleşmeler ile bozuluyor. Başkalarını suçlamadan sorumluluk alarak. . . Ben kendi hayatımda ne mazlum ne zalim rolünü oynamak istemiyorum. Kitapta bana göre tam da bunu anlatıyor. Değişimi ancak insan tek başına kendisi başarabilir. Kimse kimsenin kurtarıcısı olmasın.
Ömer , Macide ve Bedri kalbimin derinlerinde yerlerini aldılar...
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Içimizde şeytan yok ...Içimizde aciz var...Tembellik var...Iradesizlik , bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey : hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...Hiçbir şey üzerinde düşünmeye , hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyecek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde , insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz.
Isteyip istemediğimi iddia ettiğim söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum : Buna içimdeki şeytan diyordum ; müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde , haksızlığa , tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim , ne şeytanı ? Bu bizim gururumuzun , salaklığımızın uydurması...Içimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu...
Işte , ekosistem dediğimiz şey de tam da bu. Hayatın kendisi. Avcı olan her şey aynı zamanda potansiyel de bir avdır aslında. Tüm canlıların birbirine bağlı olduğu dairesel bir ip var sanki. Insanın en büyük yanılgısı bu. Kendisini merkezde sanması. Öyle bir merkez ki bu , tüm canlılar ve evren sanki insan denen bu memelinin etrafında dönüyormuş gibi. Oysa merkez diye bir şey yok. Herkesin rollerinin sürekli değiştiği devasa bir tiyatro sahnesinden başka bir şey değil bu gezegen. Yeni rolüne ne kadar hızlı adapte olursan o kadar çok hayatta kalacağın bir oyun sadece .