"Bir otobüs dolusu insandık ve kimimizin gitmeye, kimimizin kaçmaya ama en nihayet hepimizin varmaya çalıştığı bir yer vardı. Şimdi bir kaza olsa ve hep beraber ölüversek diye geçirdim içimden. Ayrı ayrı yazılmış hikayelerimiz bir toplu mezarlığa atılacak, her şey yarım kalacaktı. Oysa herkes, başı ve sonu olan bir roman sanıyordu hayatını. Bütün boşlukları dolduracağını, soruları cevaplayacağını, düğümleri çözüp rahatlayacağını umarak yaşıyordu. Halbuki bir son vardı. Er ya da geç."
"" Hayatı, gideceğini başından beri bildiğim ama için için beni bırakmayacağını ummayı seçtiğim bir serserinin rüzgarına kapılır gibi yaşadığımı ancak o zaman kavrayabildim. Onu sandığımdan fazla önemsediğimi de. ""