Âşıkam meftûn-u cânân olmayan bilmez beni
Hançer-i aşk ile kurbân olmayan bilmez beni
Anlamaz ahvalimi her sûfî-meşreb müddeî
Bâde-nûş-i bezm-i irfân olmayan bilmez beni..
Arturup sevdâ ser-i pür-şûra her dem zülf-i yâr
İtdiren hep ʿaşk-ı dil-berdir bana terk-i diyâr
Ehl-i derdem sırrımı nâ-dâna itmem âşikâr
Hikmet-i ʿaşk içre Lokmân olmayan bilmez beni
Mâʾilem bir şûha cevr eyler ben itdikce niyâz
Rahm idüp bir dem dil-i bimâra olmaz çare-sâz
Öyle zâr itmiş beni ol Yûsuf-ı iklim-i nâz
Hicr ile Yaʿkûb-ı Kenʿân olmayan bilmez beni
Halk-ı ʿâlem şekker-i laʿl-i lebinden kâm-yâb
Kalmışam bi-behre ben ancak esr-i tef ü tâb
Mürg-i cânım Hâmiâsâ oldı firkatle kebâb
Hasret ü sûz ile biryan olmayan bilmez beni
Aşığım, sevgiliye hayran olmayan beni anlamaz
Aşk hançeri ile kurban olmayan beni anlamaz
Her sofu yaradılışlı olduğunu iddia eden benim durumumu anlamaz
İrfan meclisinde şarap içmeyen beni anlamaz
Yârin saçı her an coşkulu başa sevdayı arttırır
Bana hep terk-i diyar ettiren gönül alan sevgilinin aşkıdır
Dert ehliyim, sırrımı cahile anlatmam
Aşk hikmeti içinde Lokman olmayan beni anlamaz
İnsan, yaradılışı gereği, musibetler karşısında zayıf ve âcizdir. Basit bir kederle bile baş dönmesi yaşar. Küçük bir gam karşısında sersemleşir. Bir mikroba mağlup olan bedeni gibi ruhu da basit bir mesele karşısında sarsıntılar geçirir. Yaşam gidişatındaki ufak bir aksaklıktan ümitsizliğe düşer. Gerçekleşme işareti taşımayan zayıf olasılıklardan telaşa kapıldığı dahi olur. Önemsiz bir mevzuda hayal kırıklığına uğradığında hayat ona tümden acı görünür. Dünya sık sık ona dar gelir, pek çok defa zindan gibi olur.
İnsan, hissiyatını kontrol edebilme konusunda zayıftır. Nefsinin arzularını gemlemede âcizdir. Kalp dinginliğini sağlamada çoğu zaman yetersizdir. Kendi düşüncelerine karşı bile mağluptur. Aklının bir mutluluğa onlarca acı karıştırmasından yakasını bir türlü kurtaramaz. Yaşamın en kırılgan varlığı olan insanın hâletiruhiyesinin hangi hikmetler için böyle mukavemetsiz yaratıldığı, üzerinde tefekkür etmeye değer bir konudur.
İnsanın zayıflığı ve yaşamındaki acılar konusunda en ilginç tahliller çoğunlukla sûfilerin dünyasından gelmiştir. Birçok insan için yıkım sebebi olan hadiselerin sûfiler tarafından gülüp geçilecek nitelikte algılanması, çocuğun dünyasında büyük bir sorun hâlinde yaşanan bir oyuncak kaybının, bir yetişkinin pek de önemsemeyeceği bir durum olmasına benzetilmiştir.
Doğu’nun ve Batı’nın kadim tesellilerini aktarmaya devam eden Dervişin Teselli Koleksiyonu, üçüncü kitapta sufilerin mutluluk sırlarını merkeze alıyor.
Çözümü olan zorluklar kader olmamalı,
Şairin, dediği gibi, çocuklar ölmemeli, şeker de yiyebilmeli.
Paylaşmak dahi kolay olmadı benim için,
Gücü olan yardım etsin,
Gücü olmayan paylaşarak destek versin.
Okumak dışında bir şey yapacaksak bu uygulamada, iyilik olsun.Valilik İzli İban Numarası:
TR43 0006 4000 0016 6201 4916 48
İŞ BANKASI
ELA ÖZDURAK
FALİYET NO: 33.2025.3325/HALİME ÖZDURAK
21. yüzyıl!
İnsan psikolojilerinin alt üst olduğu, antidepresanların aspirinlerden fazla sattığı, intihar olaylarının arttığı, adeta "Dünyaya gelecek en yanlış zamanı bulmuşuz." denen bir dönemde yaşıyoruz.
Geçtiğimiz günlerde İlber Ortaylı'nın bir kitabını okumuştum. Her insanın kendi dönemi için dünyanın en zor dönemi benzetmesini yaptığını oysa her dönemin kendine özgü zorluklarının olduğunu ifade ediyordu İlber Hoca. Haklılık payı yok mu sizce de? Peki, dönem zor bir dönem olsun. Onu düşünce ve davranışlarımızla daha zor kılan da yine bizler değil miyiz?
Dervişin Teselli Koleksiyonu...
Çeşit çeşit yaraları var değil mi insanın?
Kabuk bağladıkça dokunulan, dokundukça kanayan, kanayıp kabuk bağlayan ve sonra yine aynı döngüden geçen...
Manevi yaralar...
İşte bu kitap kendi tabiriyle "manevi yaralara merhem" niteliğinde.
Diğer yaralar geçiyor çünkü. Yürektekiler baki...
"Tedavi edildikçe büyüyen yaraları da vardır insanın." (s. 319)
Bir kitap yaralarınıza iyi gelebilir mi?
Evet, tedavi edemez belki.
Geçti, diyemezsiniz.
Ama o yarayla yaşamayı, o yaraya farklı gözle bakmayı öğrenebilirsiniz. Asıl değişim de burada başlamıyor mu?
Hani bir yaranız vardır, kolonya sürersiniz yakar. Sonra üfleyince iyi geldiğini hissedersiniz. Artık ister kolonya gözüyle bakın ister o üfleme gözüyle. Ama bir şekilde o yaraya iyi gelen merhem tadında bir eserle geldim size.
Yeri geliyor umut etmeyi, yeri geliyor sabretmeyi öğreniyorsunuz. Hepsinin ayrı bir güzelliği olduğunu. Bunları öğrenirken verilen örnekler o kadar zengin ki... Kuran'ı Kerim'den ayetler, örnek olaylar, Türk ve dünya edebiyatından yazarların dize ve satırları... Her anlatının örneği o kadar güzel oturmuş ki, yeri geliyor yaranızla eğleniyor, yeri geliyor çok sevdiğiniz bir şairin dizeleriyle mest