Duygularının her birini hareket ve mimiklerle görünür kılma özelliğinin bu insana büyülü bir şekilde bahşedildiğini size daha önce de söyledim; ama hiçbir şey, yeryüzünde hiçbir şey çaresizliği, kendinden ümidi kesmişliği, daha hayattayken ölmüş olmayı bu hareketsizlik, şakır şakır yağan yağmurun altında bu durgun ve duygusuz duruş, ayağa kalkamayacak kadar, korunacak bir dam altı bulmak için birkaç adım atmayacak kadar yorgun olmak, kendi varlığına karşı bu olağandışı ilgisizlik kadar sarsıcı bir şekilde ifade edemezdi.
Kim bilir belki de insanların sonu, öldükleri gün değil de son kez anladıklarında geliyordur. Belki ölünce gerçekten yok olmuyorsunuzdur da yalnızca ana hatlarınınızın göründüğü, ayırt edici özelliği bulunmayan karanlık bir gölgeye dövüşüyorsunuzdur.