Ben böyle baştan aşağı, ince ince kırılmış ama dağılmamış bir vazoyum. Dağılamam, yazık olur. Bunca emeği, bunca çabayı, sakin ikindileri akşamlara bağlayan tasasız balkon uykularını, mecburi yalnızlıkların sonunda seçilmiş özgürlüklere dönüşmesini, ellerimle kurduğum bu sıcacık düzeni hiçbirşeyin soğuk karanlığına bırakamam, ziyan olur.
Herkese şefkat dağıtırken, en çok şefkate kendimin ihtiyacı olduğunu görmek için epey yıpranmam gerekti. Herkesi ve her durumu anlayabilmemin engin bir hoşgörüden değil de, aslında en çok da anlaşılmaya ihtiyaç duyduğumdan olduğunu yeni kavrıyorum.