Ev.
Ev’ler, ev’imiz...
Nermin Yıldırım ‘ın bütün kitaplarını okumuş bir okur olarak diyorum ki bu “Ev” bi şaheser olmuş.
Ev, bir yolculuk kitabı aslında. aynı zamanda aynı yolda gibi görünse de herkesin kendi yolculuğunun kitabı... sadece kahramanın yolundan değil, tek tek bütün kahramanların yolundan sonra da kendi yolumdan geçerek okudum Ev’i... başımı uzatıp herkesin yoluna göz ucuyla baktım gibi değil de, bizzat hepsinin yoluna yoldaş olarak okudum. Onlara yoldaş olurken de yolun sonunda en çok kendime yoldaş olduğumu olmam gerektiğini anladım.
Beni en çok etkileyen şey, iç içe geçmiş zamanlardı... bir sürü zamanı o kadar güzel iç içe geçirmiş ki, hayranlıkla bir manzara temaşa eder gibi seyrettim tüm zamanları.
Ev ; evini kaybeden, evini arayan, evini bulamayan, evini yakan, evsiz kalanların yolculuğu olarak başlıyor. Roman aktıkça da hepsine tek tek Ev oluyor...
Siz sarılan kitap gördünüz mü? Görmediyseniz Ev’le sarılan kitap ne demek onu yaşayacaksınız.
Ev hepimize sarılıyor.
Yazacak öyle çok şey var ki. Bitirmenin heyecanıyla bunlaro yazdım. Yeniden değerlendireceğim.