marialux

marialux
@Meryemnurbener
Esir
Puan vermedi·224 syf.·
2023 23. kitabı
Bu kitap, okuma serüvenimde okuyup yarım bıraktığım nadir kitaplardandı. Yarım bırakma sebebim kitabın kötü olması değil, tam aksine okurken tüm o psikolojik baskıyı üstümde hissedip içine çekilmemdi. Gerçekten beni çok karamsar ruh haline soktuğu için dayanamayıp belki ilerde hazır hissedince okurum demiştim. Adem Özköse bir savaş muhabiri ve okulumuza seminer vermek için gelmiş, kitabını tanıtmıştı. İyi ki de tanıtmış dedirtti. Kitapta yazarın şahit olduğu şeyleri okuyoruz aslında. 2012 yılında belgesel çekmek için Suriye'ye giden Adem Özköse ve kameraman arkadaşı Hamit Coşkun'un Esed rejimine bağlı silahlı milisler tarafından kaçırılmasını ve kaçırıldıktan sonra yeraltı zindanlarının cezaevinde (bence cezaevi değil işkenceevi) yaşadıkları ve şahit olduklarını anlatıyor. Okuduklarım tam bir vahşetti ve okurken insanlıktan utandım. Satırları gözlerim turlarken bazen kaşlarım istemsizce çatılıp gözlerim faltaşı gibi açılıyor bazen de ruhumun sıkıldığını hissediyordum. Gerçekten böyle hayatları okuyunca şükürlerim arttı. Hele insanın yüzünü kızartacak iğrenç işkenceleri okurkenki duygularımı tarif etmek zor, lakin arada duraksayarak çıkıp hava alıyordum çünkü o hücre ve yaşatılanlar içimi kasvetle dolduruyordu. Döverek öldürülen 20 yaşındaki o genç, sırf su istedi diye işkence görüp dayak yiyen o adam, kaçırılıp yine ağır dayak yiyen ve, "Lütfen vurmayın efendim." diye yalvaran 12-13 yaşlarındaki üç küçük çocuk, artık işkence yapa yapa insani duygulardan arınıp insanların acı çığlıklarından sadistçe zevk alan o ruh hastası, ukala zindan gardiyanlarının dalga geçmek için yaşlı bir alimi zorla ördek yürüyüşüyle tuvalete çıkarmaları ve çok daha fazlası. Evet insanlığını yitirmiş egoist, bencil, kibirli yaratıkların türlü zalimliklerini bol bol okuyorsunuz. Beni
Hayat ve İnsan
EsirAdem Özköse · Pınar Yayınları · 2019822 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·232 syf.·
2023 22. kitabı
Belirsizliğin Çekiciliği Kitaplıkta uzun süredir duruyordu, konusu ve ne anlattığı hakkında hiçbir fikrim yoktu, psikolojik gerilim kitabı olduğunu biliyordum. Kitaba bir beklentiyle başladım bunun sebebi sadece ismi ve kapağı ilgi çekici gelmişti ama maalesef beni hayal kırıklığına uğrattı. Hayır, kesinlikle bir gerilim kitabı değil. Aşk romanı desek bile olur ama gerilim değildi. Yazar başta biraz gizem katmaya çalışmış ama sadece çalışmış çünkü bu gizemiyle gerilimi yaşatmaya çalışan (bana kalırsa başarısız) sıradan bir aşk hikayesi. Aşk teması kitabın bütününü kapsıyor. Yazım dili bana çok amatör geldi çünkü karakterin içindeki karmaşa iyi yansıtılmıyordu ve bu okurken bir süre sonra çok sıkıyordu. Okurken sürekli "bitsin artık" moduna giriyordum. Çok daha iyi yazılabilirdi. Ayrıca bazı yerler çok oldu bittiye getirilmiş. Sanki yazar kitabın sonuna gelene kadar hızlı hızlı olay örgüsünü oldu bittiye getirmiş ve kitaptaki koca bir süreci es geçip sona odaklanmış ama onda da başarısız çünkü olayları iyice netliğe kavuşturmak yerine sonda yazacağı 5 sayfalık kişisel gelişim kitabını andıran nasihatlere odaklanmış. Sonda karakterler ve kurgu unutulmuş gibiydi ve bu insana kitap için "çok baştan savma ve vasattı " dedirtiyor. Eğer yazılan söz konusu kitap bir romansa asıl odaklanılması gereken olayları içe sinecek şekilde, oldu bittiye getirmeden netliğe kavuşturup, karakterlerin iç dünyasını yansıtarak ve onları benimseterek yazmaktır. Aşk, psikoloji, gerilim vs hiç farketmez. Kitabı okumanızı tavsiye etmem. Çok daha güzel kitaplar var ve zamandan tasarruf etmiş olursunuz. (Bundan sonra kitap yarım bırakmama prensibimi terk ediyorum. Bu sondu.) #Buradan sonrası kitabın içeriği ve konusu üzerine, okumak isteyen okuyabilir. Spoi barındırıyor# Konusu şöyle: Kitap, ana karakter
Roman
Belirsizliğin ÇekiciliğiBerrin Yıldızoğlu · Çerçeve Yayınları · 201532 okunma
-Çizgili Pijamalı Çocuk-
Puan vermedi·204 syf.·
2023 19. kitabı
Kitabın ismini okuduğumda merak uyandıran, okuyunca değdi dedirtirken ağır konusuyla hüzün saran bir kitaptı. 15 Nisan 1934 yılında iki masum insan dünyaya geliyor. Birinin ismi Shmuel, diğerinin ismi Bruno. Şüphesiz hayatta yolları istemeden de olsa tellerin arkasında kesişecek ve iki yakın arkadaş olacaklardı. Yaşayacakları meçhul. Kitapta, Nazilerin ll. Dünya Savaşı'nda Yahudilere uyguladığı soykırım esas alınıyor. Ana karakterlerin yoluda Nazilerin kurmuş olduğu toplanma kampından birinde kesişiyor. Aslında hikaye tam burada başlıyor. Shmuel yahudi kampında tutsak olan bir çocukken; Bruno Nazilerin önemli Alman komutanlarından birinin oğlu. Karakterlerin tanışmasıyla sonunun nereye varacağını bana sorgulatan bir kitaptı çünkü nasıl biteceğini kestiremiyordum. Kitabın bitmesine son on sayfa kala istemeden de olsa, kendimi avutsam da nasıl biteceğini tahmin etmiştim. Ve beni gerçekten üzen bir sondu. En çok etkilendiğim şey, aslında bir çocuğun masumiyetini okumaktı. Yani bu kadar masum düşünceli, hayat dolu bir çocuğun sonunun böyle olması zalimceydi. Hele herşeye rağmen hayal kurup ümit etmeleri, göz doldurtuyordu. Mutlaka okunmalı zaten kendini de okutturan bir kitaptı. Neredeyse tek seferde okuyup bitirdim. Dili akıcı ama konusu ağır. Üstünde düşünmeye zorluyor. Peçetelerinizi hazırlayın ve öyle okuyun...
Roman
Çizgili Pijamalı ÇocukJohn Boyne · Tudem Yayınları · 202150,7bin okunma