Melisa

Melisa
1/10
·151 syf.··
2025 64. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2025 02:17
Anthony Storr’un söylediği şey, bağlamı ne olursa olsun, insanlık dışı bir kayıtsızlık barındırıyor. Bir çocuk tecavüze uğradığında mesele “nevroz olur mu olmaz mı” gibi klinik bir istatistik değil; mesele insanın en temel güvenliğinin, beden bütünlüğünün, onurunun parçalanmasıdır. Bunu “abartı” diye küçümsemek, mağduru ikinci kez yaralamaktır. Storr’un yaklaşımı, dönemin soğuk psikanalitik jargonunun tipik bir örneği: bireyi istatistiksel olasılıklar düzeyine indiriyor, somut acıyı ve travmayı görmezden geliyor. Çocuğun yaşadığı dehşet, utanç, yalnızlık, korku gibi deneyimleri “belki nevroz bile gelişmez” diyerek önemsizleştirmek, sadece bilimsel bir hata değil, etik bir felaket. Anthony Storr’un bu yaklaşımı yalnızca etik bir körlük değil, aynı zamanda bilimsel bir yetersizlik örneğidir. Ortaya koyduğu şey derin bir araştırma ya da kapsamlı klinik deneyim ürünü değil; sohbet arasında dile getirilmiş yüzeysel bir varsayım gibi. Çocuk istismarı gibi ağır bir konuda, “fazla abartılmıştır” diyerek kestirip atmak, bilim insanına yakışmaz; bu olsa olsa tahmin yürütmektir.Üstelik Storr’un yaptığı şey, zaten bilinen basit gözlemleri süsleyip kitaplaştırmaktan ibaret. Psikolojinin o dönemde bile tartıştığı temel gerçekleri yeniden paketliyor ama bunları sanki orijinal bir bakış açısıymış gibi sunuyor. Derinlik yok, yenilik yok, sadece tahminvari ve yüzeysel yorumlar var. Bütün bunlar göz önüne alındığında, bu kitabın bana kalırsa değeri yoktur. Kağıt israfından başka bir şey değildir; acıların üzerine oturmuş, ama onlardan hiçbir şey anlamamış birinin kaleminden çıkma, boş bir tekrar.
1000Kitap
Cinsel SapmalarAnthony Storr · Yılmaz Yayınları · 1992150 okunma
10/10
·118 syf.··
Beğendi
·
2025 63. kitabı
Zatülcenp kitabını, arkasında yazdığı gibi reçeteyle okudum. Okurken kendimi kaybettim, hastalandım. Burnum aktı, sayfalar sildi. Kaldığım satırı kaybettim ve Wellbutrin XL kullandım. Sayfalar kendimi gösterdi, buna hazır değildim. Unutmak için Rivoclon kullandım. Kitabı 24 saatte bitirdim. Başladığım yeri hatırlamıyorum, bitirdiğim yer bir otobandı. Otostopa çıkmadım fakat sırtımda yedek lastik vardı. Üst komşumun bağırsağının yarısını almışlar. Kemoterapi görüyor ve otopsisi barda olmayacak. Şimdi ise ölümünü beklerken tuvalette işiyor. İnlemeleri eşliğinde ritim tutuyorum. Bazen Allegro ve ona eşlik eden polyrhythm... Hayır, Radiohead’i sevmiyorum. Ama Re, araya girip böyle sorular sorarak konuyu dağıtmama engel olma!
1000Kitap
ZatülcenpKüçük İskender · Sel Yayınları · 2011123 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2025 62. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2025 15:46
Küçük İskender'in "Kırık Kadeh Sineması İftiharla Sunar"ında anlatılan o şenlikli, derin sohbetli, rakıyı bir felsefeye dönüştüren meyhane portresi bana hep uzak gelmiştir. Çünkü benim için içmek, neşelenmenin ya da sohbetin aracı değil, tam aksine unutmanın ve hisleri dondurmanın bir yoluydu. Benim girdiğim meyhanelerde, oturduğum masalarda, rakının adabı, mezenin tazeliği konuşulmazdı. Buz konulur mu konulmaz mı diye kimse takmazdı. Hatta bazen meze bile gerekmezdi; çünkü geçmişten gelen o ağır acılar, içilen her yudumun yanında zaten fazlasıyla yetiyordu. O yüzden benim masam, diğer masalardaki kahkahalara, coşkulu haykırışlara değil, daha çok bir sessizliğe ve derine gömülmüşlüğe şahit oldu. Ama bu söylediklerim kimsenin içme biçimine bir eleştiri değil. Herkesin hayatla ve alkolle kurduğu çok özel, kişisel bir ilişkisi var. Kimi neşe için, kimi hüzün için, kimi de sadece o anı yaşamak için içer. Küçük İskender'e de bu samimi ve farklı bakış açısını edebiyata taşıdığı için ayrıca teşekkür etmek gerek.
1000Kitap
Kırık Kadeh Sineması İftiharla SunarKüçük İskender · Can Yayınları · 2017239 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2025 61. kitabı
Romanın merkezinde, başkarakterimizin ansızın ortaya çıkan epilepsi rahatsızlığıyla yüzleşmesi yer alıyor. Okur, bu beklenmedik sağlık sorunuyla birlikte adeta nefesini tutarak anlatıya dahil oluyor. Karakterin iyileşme ihtimali, hayatının nasıl şekilleneceği gibi sorular roman boyunca sürekli bir gerilim yaratıyor. Aile, bu süreçte Marsilya’daki uzman bir doktora başvuruyor. Doktorun sakinleştirici tavrı aileye geçici bir güven duygusu verse de kesin tanı için üç yıl sonra yeniden gelmelerini ister. Üç yıl sonra bu kez sadece baba ve oğul, anne ise iş sebebiyle ayrı kalmak zorunda olduğundan, Marsilya yolculuğuna çıkarlar. Burada altı çizilmesi gereken önemli bir ayrıntı da anne ile babanın daha önceden ayrılmış olmasıdır. Doktor, oğlunun testleri için üç gün boyunca uyanık kalması gerektiğini söylediğinde ise asıl hikâye başlar. Roman, görünenin ötesinde bir baba–oğul anlatısıdır. Epilepsi bir tür arka plan unsuru iken, asıl odak baba ile oğulun birbirlerini yeniden keşfetmeleri, tanımaları ve bu süreçte kendi iç dünyalarına doğru bir yolculuğa çıkmalarıdır. Çocukluktan ergenliğe, oradan da olgunluğa geçişin küçük ama derin gözlemlerle işlendiği eser, ilişkilerin kırılgan doğasını ve zamanın insan üzerindeki dönüştürücü etkisini zarif bir dille sunuyor.
1000Kitap
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,946 okunma