"Ne kadar şanslısın," diye iç çekti Naim."Ben de senin kadar sevmek isterdim."
"Belki de en iyisi bu duyguyu tatmak. Çünkü aşk hem cennet hem de cehennem gibi bir şey."
Kısacası ben insanlığı iki temel gruba ayırırım.Birinci grupta neyin ne olduğunu bilen bir avuç insan vardır. Diğer grupta ise hiçbir şeyin farkında olmayan kitleler. Birinci grup liderlik etmek ikinci grup ise onları izlemek ile yükümlüdür.Birinci gruptakiler anne babalara ikinci gruptakiler de çocuklara benzer.İlki hakikate asla ulaşamayacağını bilir.İkinciyse ellerini uzatarak hakikate koştuğunu sanır.Bu durumda ilk gruptakilerin diğerlerinin zihinlerini masallarla hayal ürünü hikayelerle doldurmaktan başka çaresi var mıdır? Üstelik bunu ikinci gruptakilere merhamet dolu hislerle yaparlar.
İnsanların idrak kabiliyetleri farklı farklıdır.Onları idare etmek isteyen biri bu kabiliyetlerin sınırlarını tespit ederek dikkate almaya mecburdur..
Bilinç seviyesi ne kadar düşerse fanatiklik de o ölçüde artar.
Sevgilim yutkundu ve dünyanın romantizm tarihinin en eski cümlesi , bu kadar yerli yerinde herhalde ilk kez onun dudaklarından döküldü:"Biz ayrı dünyaların insanlarıyız."
.
Mevsimlerden yazdı ve tercüme-i halime ne söylesem azdı. Biliyordum,gidecekti. Kim bilir ,belki de bir bekleyeni vardı? Lakin gözlerinden anlıyordum,o da benim gibi yalnızdı.