Göçümüzün artık ebediyen sona erdiğini düşünür olduk, hatta o pervasız sözcüğü kullanma cesareti gösterip, bu toprak bizim, dedik, yalnızca ödünç verilen bu topraklar sanki insana ait olabilirmiş gibi.
Sanırım hayattayken, her sabah babama “ayna olmak” görevi anneminmiş. Ablam bu merasimde onun yerini almakla, babamın üzerinde benim rüyamda bile göremeyeceğim bir nüfuza sahip olmuştu.