Anladı kendisinden şüphelendiğimizi… Kıvrım kıvrım kıvranıyordu, ben almadım demek için. Ama diyemiyordu. Diyemezdi elbet. Bu konuyu açacak olsa, “Nerden çıkarıyorsun bunu?” diyecektik soğuk soğuk, birbirimize bakacaktık üç kişi. Büsbütün küçülecekti. Şüphe altında kalmaya razı oldu. Yalnız ki defa, ürkek ürkek, “Buldun mu çantanı?” diye sordu bana. “Hangi çantayı?” dedim, unutmuş gibi. Sakin olmaya çalışıyordu, “Hani canım, o günkü… sandaldaki…” dedi. “Ha, o mu? Bırak canım.” dedim. “Önemli değil.” Böyle böyle ezdik, yok ettik onu, ayrıldı aramızdan.
Sayfa 72 - Everest Yayınları