Metin

İnsanlar doğa yasaları gereğince, genellikle iki bölüme ayrılırlar: Aşağılar(sıradanlar), ki bunların biricik görevleri, kendileri gibi olanların çoğalmasını sağlamak, bu işin aracı olmaktır ve dehasında olanlar. ... Birinciler, yani kendileri gibi olanların çoğalmasına araç olanlar doğaları gereği tutucudurlar, uysaldırlar, boyun eğerek yaşarlar ve boyun eğmeyi severler. Bence de bunlar uysal ve boyun eğici olmak zorundadırlar, çünkü bu onların görevleridir ve burada onlar için aşağılayıcı bir durum söz konusu değildir. İkinci bölümdekilerse, sürekli olarak yasaları çiğnelerler, yıkıcıdırlar ya da yeteneklerine bağlı olarak yıkıcılığa yatkındırlar. Bunların işledikleri suçlar, doğaldır ki, son derece çeşitli ve görecelidir; ama büyük çoğunluğu, birbirinden apayrı nedenler ileri sürerek, daha iyi şeyler adına şimdinin yıkılmasını isterler. Bunların ülkelerini gerçekleştirmeleri için, cesetlerin, kan göllerinin üzerinden anlamaları gerekse, bence kendilerine bu izni, vicdan rahatlığıyla verebilirler; tabii bu söz konusu ülkünün ne olduğuna, boyutlarının ne olduğuna bağlı olan bir şeydir.
Sayfa 324·Kitabı okudu
Senin iyiliklerini istemediğimi görmüyor musun? Hem... bu iyiliklerini aşağılayanlara ve artık senin bu iyiliklerini cidden katlanılamaz bulanlara, ısrarla iyilik etmek isteği niye?
Sayfa 206·Kitabı okudu

Metin

, bir kitap okudu
10/10
·148 syf.·
69 günde okudu
·
2025 4. kitabı
Hermann Hesse
8/10 · 46,9bin okunma
Bir gün oğlunun yüzünde annesi Kamala'yı çok anımsatan bir ifadeyle karşılaşan Siddhartha'nın aklına bir söz geldi. Kamala'nın çok zaman önce, gençlik günlerinde bir ara kendisine söylediği bir söz. "Sen sevemezsin," demişti Kamala ve Siddhartha da ona hak vermişti; kendini bir yıldıza, çocuk insanları ise düşen yapraklara benzetmiş, ama yine de Kamala'nın o sözünde bir suçlama sezmişti. Gerçekten de bir başka insana gönlünü tümüyle kaptıramamış, kendini o insana tümüyle verememiş, kendini unutamamış, bir başkası için duyacağı sevgiden çılgınca davranışlara kalkışmamıştı. Asla üstesinden gelememişti bunun; bu da, bir zamanki görünüşüne göre kendisiyle çocuk insanlar arasındaki büyük ayrımdı. Ama şimdi, oğlu yanında bulunduğundan beri Siddhartha'nın kendisi düpedüz çocuk insanlardan biri olup çıkmıştı, bir insan için acı çeken, bir insanı seven, bir sevgiden kendisini yitiren, sevgi yüzünden aptalın biri kesilen bir çocuk insan. Kendisi de şimdi, hayli geç olarak ve hayatında ilk kez, bu alabildiğine güçlü ve garip tutkuyu hissediyor, bu tutkudan dolayı acı çekiyor, fena halde acı çekiyordu; ama yine de mutluydu, yeni bir şey katılmıştı yaşamına, yeni bir şeyle yaşamı zenginleşmişti.
Sayfa 120·Kitabı okudu
Irmak aynı zamanda her yerdedir, kaynadığı yerde, döküldüğü yerde, çağlayanda, kayıkta, akıntı yerinde, denizse, dağda, aynı zamanda her yerde ve onun için yalnızca şu an vardır, geliçmişin gölgesi diye bir şey bilmez ırmak, geleceğin gölgesi diye bir şey de bilmez.
Sayfa 108·Kitabı okudu