çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
sen aklı başında kalabilirsen eğer
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
hem kendine güvenebilirsen eğer
bekleyebilirsen usanmadan
yalanla karşılık vermezsen yalana
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana
düşlere kapılmadan düş kurabilir
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir
ikisine de vermeyebilirsen değer
söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz
kandırabilir diye safları dert edinmezsen
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz
koyulabilirsen işe yeniden
döküp ortaya varını yoğunu
bir yazı-turada yitirsen bile
yitirdiklerini dolamaksızın dile
baştan tutabilirsen yolunu
yüreğine sinirine dayan diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da
herkesin bırakıp gittiği noktada
sen dayanabilirsen tek
herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen
unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken
dost da düşman da incitemezse seni
Her gün insanların arasına sürüklenip onların neyle nasıl uğraştıklarını gördüğümden beri, kendi varlığımla daha barışık hale geldim. Yaradılışımız gereği her şeyi kendimizle ve kendimizi de her şeyle kıyasladığımız için, her türlü mutluluk ve kederi, kendi bütünselliğimizi oluşturan nesneler de buluyoruz, işte bu durumda en tehlikeli şey yalnızlıkdır. Doğası gereği yükselmeye mecbur olan, bir de edebiyatın düşsel imgeleri ile beslenen imgelem gücümüz, bizlerin en altta yer aldığı, bizim dışımızdaki her şeyin daha görkemli, bizim dışımızda ki herkesin daha kusursuz göründüğü bir varlık dizisini oluşturur. Bu süreç de son derece doğal biçimde meydana gelir. Çoğu kez kendimizde bir eksiklik duyarız ve tam da o eksikliğini duyduğumuz şeye bir başkası sahipmiş gibi gelir bize; o kişiye hem kendi sahip olduklarımızı hem de üstüne üstlük belirli bir ülküsel huzuru affederiz. Böylece kendi yapıntımız olan bu mutlu kişi tamamlanmış olur.
Buna karşın, bütün zayıflığımıza, zorlanarak ve ancak çaba harcayarak adım adım ilerlememize rağmen, bu kah yalpa, kah volta vuran gidişimizle, pupa yelken açarak ya da kürek çekerek ilerleyen diğer insanlara göre daha önde olduğumuzu görürüz çoğu zaman -işte- bu, başkalarıyla eşit olduğunda, hatta onları aştığında insanın gerçekten kendi duygulanımını yaşamasıdır.