Sık cinsel ilişkiyle karakterize olan üreme ortamında, kadınlar her yumurtlama evrelerinde, tıpkı dişi şempanzelerin ve bonoboların yaptıkları gibi, tipik olarak birden çok erkekle çiftleşmiş olacaklardır. Dolayısıyla üreme kapasitesinde bozukluğu olan erkeğin sperm hücreleri, diğer cinsel partnerleri tarafından baskılanacağından çocukların babası olma ihtimali de pek olmayacaktır. Böylesi koşullarda sağlam sperm üretimi ile ilgili genler ciddi avantaj sağlarken, erkek üretkenliğinde azalmaya yol açan mutasyonlar da gen havuzundan filtrelenmiş olur. Ama bir de kültürel olarak dayatılan tek eşliliğin yan etkilerini bir düşünün. Kadının sadece tek bir erkekle ilişkiye girdiği tek eşli çiftleşme sisteminde, Artık diğer erkeklerle sperm rekabeti söz konusu değildir. Cinsellik diktatörlük rejimindeki seçimlere dönmüştür. Kaç oy atılırsa atılsın kazanabilecek tek bir aday vardır. Dolayısıyla sperm üretimi bozulmuş bir erkek de doğal olarak hedefi tutturabilecek ancak onun oğullarının üreme kapasitelerinin daha düşük riski daha fazla olacaktır. Bu senaryoda zayıflamış üreme kapasitesi ile İyi ki degenler artık Havuzdan ayıklanamaz haldedir. Yayılacaklar ve sonuç olarak da genel erkek üretkenliğinde sürekli düşüşe ve insanın sperm üreten dokularının genel olarak küçülmesine yol açacaklardır.