Kusurlu insanlarız hepimiz. Bu yüzden her birimiz biriciğiz. Her şey olmamıza, her şeyi yapmamıza ve her şeyi bilmemize imkan yok. Yetenek ve hünerlerimiz kadar, kusur ve incinebilirliğimiz de bizi tanımlıyor.
Kırılmış bir vazonun çatlakları altın ile doldurulur. Kusurlarımızla daha güzeliz, velev ki çatlakları altınla/güzel eylemlerimizle onarmayı bilelim.
İçinde bulunduğumuz çağ, "şimdi" yi yaşamamıza fırsat vermiyor, herşey gelecek için yapılıyor. Bu durumun bizde yarattığı zorlanma duygusu da, bizim ihtiyaçlarımızın çocuklarımızın ihtiyacından önce gelmesine, bu yüzden onları acele ettirmemize neden oluyor. Çocuklarımızı kolayca şekil ve kıvam verilebilir, her türlü eğip bükmeye müsait varlıklar olarak algılıyoruz.