Meyus Okur

Meyus Okur
@MeyusOkur
Herkes biraz meyustur hayatta Bizler, okuduğumuz kitabı, izlediğimiz filmi ve benzeri şeyleri kendi düşünce tarzımıza göre inceleyip eleştirmekteyiz. meyusokur.com
Okur
Lisans
İstanbul
220 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
5/10
·140 syf.··
2021 55. kitabı
Elimde okurken beni sinir krizine sokmaya ramak kala biten ne idüğü belirsiz, ne amaca hizmet ettiği belirsiz, hangi maksatla yazıldığı belirsiz saçma bir kitap var. Adı Otranto Şatosu! Otranto Prensi Manfred’in oğlunun ölümü ile başlayan kitap, saçma sapan bir sayfalar yığını sanırım. Gotik edebiyat türünün ilk örneği sayılan bu eser Horace Walpole tarafından kaleme alınmış. Kendisinin söylemiyle “düşümden uyandığımda o şatonun içinde dolanıyordum ve kalktığımda bu hikayeyi yazmaya başladım” dediği kitabı keşke hiç yazmasaymış. Ya da ne bileyim ben dostumun sözünü dinleyip bu kitabı keşke almasaymışım  Olan oldu deyip hikayeyi bitirdim lakin İngiliz asilzadelerinin gereksiz boş konuşmalarını okumak beni az kalsın bayıltacaktı. Yani adam alt tarafı “o köylü ile bir ilişkin var mı?” diye soracak bu neden dört sayfa sürüyor arkadaşlar? Yok “asil ruhunuz beni etkiledi”, yok “saf kanınızın verdiği bilgelikle bunu anlamanız beni şaşırtmadı”, yok “ruhunuzun temizliği efendinize olan bağlılığınıza ihanet etmenize izin vermiyor” sürekli bir girizgah, sürekli bir pohpohlama, sürekli bir boş boş konuşup olayı uzatma telaşı! Tamam! Hadi 18. yy kafasıyla kaleme alınmış, tamam türünün ilk örneği, tamam betimleme yok konuşma ağırlıklı falan filan da resmen esas konusu; iki tane orta yaş krizi geçiren sözüm ona asilzadenin kendi kızlarını birbirine peşkeş çekmesi olan hikayenin içinde konuşan bir tablo var diye gotik diye bize kakalamışlar ya la! Neyse ki sonunda herkes geberdi de ben de derin bir oh çektim demek isterdim ancak kiliseye çekilip tacı tahtı bıraktılar anca. Hani ben ne okudum, ne oldu, ne bitti? diye soracak olsam bir cevap veremem. Harcadığım vakte yazık oldu diyelim. A hocam Horace ağlıyor! Asil ruhu zedelendi galiba! Neyse biz onu bir sakinleştirmek için
Otranto ŞatosuHorace Walpole · Karbon Kitaplar · 20202,612 okunma
Asya️️‍️ isimli okura yanıt verildi
Meyus Okur
Her ne kadar sizin kadar zevk almasakta size sevdiğiniz bir kitap kazandırmak bizi son derece mutlu etti. Tavsiyenizi dikkate alıp Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarındaki baskısına ilerleyen zaman diliminde göz atacağız (:
Reklam
5/10
·140 syf.··
2021 55. kitabı
Elimde okurken beni sinir krizine sokmaya ramak kala biten ne idüğü belirsiz, ne amaca hizmet ettiği belirsiz, hangi maksatla yazıldığı belirsiz saçma bir kitap var. Adı Otranto Şatosu! Otranto Prensi Manfred’in oğlunun ölümü ile başlayan kitap, saçma sapan bir sayfalar yığını sanırım. Gotik edebiyat türünün ilk örneği sayılan bu eser Horace Walpole tarafından kaleme alınmış. Kendisinin söylemiyle “düşümden uyandığımda o şatonun içinde dolanıyordum ve kalktığımda bu hikayeyi yazmaya başladım” dediği kitabı keşke hiç yazmasaymış. Ya da ne bileyim ben dostumun sözünü dinleyip bu kitabı keşke almasaymışım  Olan oldu deyip hikayeyi bitirdim lakin İngiliz asilzadelerinin gereksiz boş konuşmalarını okumak beni az kalsın bayıltacaktı. Yani adam alt tarafı “o köylü ile bir ilişkin var mı?” diye soracak bu neden dört sayfa sürüyor arkadaşlar? Yok “asil ruhunuz beni etkiledi”, yok “saf kanınızın verdiği bilgelikle bunu anlamanız beni şaşırtmadı”, yok “ruhunuzun temizliği efendinize olan bağlılığınıza ihanet etmenize izin vermiyor” sürekli bir girizgah, sürekli bir pohpohlama, sürekli bir boş boş konuşup olayı uzatma telaşı! Tamam! Hadi 18. yy kafasıyla kaleme alınmış, tamam türünün ilk örneği, tamam betimleme yok konuşma ağırlıklı falan filan da resmen esas konusu; iki tane orta yaş krizi geçiren sözüm ona asilzadenin kendi kızlarını birbirine peşkeş çekmesi olan hikayenin içinde konuşan bir tablo var diye gotik diye bize kakalamışlar ya la! Neyse ki sonunda herkes geberdi de ben de derin bir oh çektim demek isterdim ancak kiliseye çekilip tacı tahtı bıraktılar anca. Hani ben ne okudum, ne oldu, ne bitti? diye soracak olsam bir cevap veremem. Harcadığım vakte yazık oldu diyelim. A hocam Horace ağlıyor! Asil ruhu zedelendi galiba! Neyse biz onu bir sakinleştirmek için
Otranto ŞatosuHorace Walpole · Karbon Kitaplar · 20202,612 okunma
Asya️️‍️ isimli okura yanıt verildi
Meyus Okur
Bir kitaptan alınan zevk herkes için farklıdır. Elbetteki siz de okuyun sonra tekrar konuşalım belki siz bizden daha sakin karşılarsınız (:
9/10
·348 syf.··
2021 52. kitabı
Rahmetli Mehmet Niyazi; geç bulduğum hatta varlığından, ölüm haberini okurken haberdar olduğum, Türk düşünce hayatı için çok önemli bir isimdir. Nitekim bu kitapta da onun hatıralarından yola çıkarak kaleme aldığı çok boyutlu bir hikayenin içinde buluveriyoruz kendimizi. Kitabın mihenk taşı, Beyazıt Meydanı’nda kurulmuş Marmara Kahvesi’dir. Bu kahvehaneye kimler gelip gitmiyor ki! Ben de kitaba ilk başladığım zaman Osman Yüksel Serdengeçti ile karşılaşınca kendi kendime dedim ki; ‘Tamam! Ben sıradan bir kitap okumuyorum.’ Öyle de oldu. İçinde gerçek karakterlerin olduğu ve çok sayıda fikrin birbiriyle çarpıştığı, her sayfasını okumaktan büyük bir zevk aldığım bir kitap okudum. Hikayemiz, kılıç ve kalem iş birliğiyle yükselmiş, ancak ateşli silahlarla yıkılıp küle çevrilmiş bir imparatorluğun yıkıntıları üzerine kurulmuş bir devletin yetiştirdiği bir karakterle başlıyor. Herkes gibi ona da aşağılık psikolojisi sirayet etmiş ve kendi kültüründen, kendi coğrafyasından, kendi insanından tiksiniyor. Karakterin adı Maksut Çamur. Kendini kusursuz bir deha olarak tanımlamakta. Kalem ile ölümsüzlüğü yakalayanlar arasına adını yazdırmaya karar vermiş. Ancak bir türlü istediği başlangıç cümlesini bulamadığından dolayı istediği yükselişi yakalayamıyor. Ama bana kalırsa Maksut, kendisinden nefret ediyor. Öyle ki adını bile sevmiyor ve Kartal olarak değiştiriyor. Kendini çok önemli addettiğinden dönemin bütün ilim ve siyaset insanlarının uğrak yeri olan Marmara Kahvesi’nde takılıyor ve aslında hikayemiz o kahvenin içinde başlıyor. Marmara’nın içinde kimler yok ki! Necip Fazıl, Osman Yüksel Serdengeçti, Nihal Atsız, Mükrimin Halil Yinanç, Ali Saib Atademir, Ziya Nur Aksun, Erol Güngör, Nuri Karahöyüklü ve daha nicesi… bir zamanlar Marmara’nın gerçekten var olduğunu bilmek ise daha
Dahiler Ve DelilerMehmed Niyazi · Ötüken Neşriyat · 2023430 okunma
Sefa Günay isimli okura yanıt verildi
Meyus Okur
Bu güzel yorumunuz için Meyus Okur ailesi olarak teşekkür ederiz. Başka kitaplarda benzer fikirlerde buluşmak dileğiyle, sizde sağlıcakla kalın.
8/10
·376 syf.··
2019 66. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2019 22:57
Yazar en sevdiklerimin arasında yer alıyor fakat bu eseri beni içine çekemedi. Çevrisi hiç olmamış. O kadar çok anlamsız cümle var ki? Konusu ilgi çekici olmasına rağmen, sonunu beğenmedim. Bir Eve Dallas Polisiyesi olan bu eser ne yazık ki ülkemizde seri olarak çevrilmiyor. Bu da konunun dağılmasına sebep oluyor. Yeni karakterle hangi olayda, hangi zaman dilimin de ekibe katılmış çözemiyorsunuz. Bütünlük kaybolup gidiyor. Geri dönüşler ve olaylar ile ilgili birer cümlelik hatırlatmalar havada asılı kalıyor ve konudan uzaklaştırıyor... Kimyasal bir saldırı yüzünden birbirini öldüren insanların katilini soruşturan Teğmen Eve Dallas ve ekibine her zamanki gibi Roarke destek veriyor. Ekipte yeni olanlar ile yeterli bilgi olmasa da birlik içinde ilerleyip, saldırının altında yatan gerçekleri su yüzüne çıkarmayı başarıyorlar... Geçmişte, günümüzde ve gelecekte en kolay sömürülen duyguların var olacağını okumak insanı üzüyor. Kendini akıllı sananlara inanan aptallar olduğu sürecede sömürülmeye devam edilecekler. Kent Savaşlar'ında başlayıp, devam eden katliamların sonucunda kan bağı ile ortaya çıkan gerçeklerin yükünü omuzlarına alan bir ruh hastası tüm bunları planlarken kimden ve nereden yardım aldığını araştıran Teğmen Eve Dallas, suçluyu yakalamakta biraz aceleci davranır fakat ekibi ve zekası sayesinde daha fazla insanın ölmesi engellemek için tüm gücünü kullanır... Polisiye seven her okura bu seriyi okumalarını tavsiye ederim...
Ölüm SanrısıNora Roberts (J.D. Robb) · Epsilon Yayınevi · 201983 okunma
Meyus Okur
Üzülerek söylüyorum ki yaşadığınız bu kopukluğun sebebi serinin bir bir buçuk yıl arayla çıkması değil. Taklit ölüm olan 17. kitaptan sonra anlamsız bir şekilde 35. kitaba geçmeleri ve arada bir sürü olayı kaçırmamızdan kaynaklanmaktadır. İlk okuduğumda bende sizin gibi düşünmüştüm ama işin aslı arada kayıp 18 kitap var. isterseniz aşağıdaki linkten kontrol edebilirsiniz. fictiondb.com/author/jd-robb~...