Meyus Okur

Meyus Okur
@MeyusOkur
Herkes biraz meyustur hayatta Bizler, okuduğumuz kitabı, izlediğimiz filmi ve benzeri şeyleri kendi düşünce tarzımıza göre inceleyip eleştirmekteyiz. meyusokur.com
Ayçöreği, Elmalı Turta, Kırmızı Kurabiye: Zeynep Sahra
Elimde mis gibi, dertsiz, tasasız bir üçleme tutuyorum. Neden mi? Çünkü bu üçleme sanırım paralel evrenlerden birinde geçiyor ya da bir ütopya. Aksi halde okuduğum bin küsur sayfanın başka bir açıklamasını yapamam. Geçtiğimiz haftalarda kendi kendime bir karar almıştım. Artık kimsenin okuma zevki hakkında yorum yapmayacağım ve yaşımın getirdiği olgunlukla herkesin okuma zevkine saygı duyacağım. Gelgelelim ardından Zeynep Sahra’nın adları ‘ayçöreği, elmalı turta ve kırmızı kurabiye’ olan kitap üçlemesi masamda beliriverdi diyelim. Dedim ki; saygı duyacağım ve bakalım bu mecralarda ne varmış, insanlar ne tür kitaplardan hoşlanıyormuş deyip okuyacağım. Çünkü önünde sonunda herkes biraz aşk romanı okumaktan hoşlanır. HERKES! Ancak yazarımızın bize sunduğu dünyada aşk bir takım zorunluluklardan ibaret! Bunlardan en önemlisi ve vazgeçilmezi kızımızın çok güzel erkeklerimizin de çok ama çok yakışıklı olması. Neyse bu klişe hakkında da çok yorum yapmayacağım çünkü insan okurken zihninde güzel kızlar ve yakışıklı erkekler canlandırmak ister. Konuya gelecek olursak; Sahra adlı genç kızımız Üsküdar sırtlarında küçük ve mütevazi bir mahallede yaşamaktadır. Çocukluğundan beri yan komşunun oğluna yanıktır. Zeki olan kızımız tıp fakültesini kazanır ve karşılıksız aşkının acısına daha fazla dayanamayıp mahallesini terk edip yurda yerleşir ve bu kısımda biz de ütopik bir dünyaya adım atmış oluruz. Fakültenin rektörünün zengin ve playboy olan oğlu Emir ise elbette geçmişi travmalı, çapkın falan filan işte… biliyorsunuz anlatmaya gerek yok. Kız başına üç yakışıklı kaslı erkeğin düştüğü bu ütopyada; atarlar, giderler, bırak kolumu canım acıyorlar, uyuşturucular, öfkeyle dudağını ısırmalar, hırlamalar, öpüşmeler, yan yana yatmalar ancak asla daha fazlasını istemeyen uslanmaya
Roman Genç Yetişkin Edebiyatı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir Genç Kızın Gizli Defteri Serisi: İpek Ongun
Sizlere uzun soluklu, çokça macera ve insan ilişkileri üzerine yaşanmışlıklar barındıran bir seri ile geldim ancak şunu belirtmeliyim ki; serinin son iki-üç kitabını okumadım. En son 10. kitabı okudum. İlk kitabın yayın tarihi 1990. Son iki kitabı yayın tarihi 2016. Yani siz anlayın ne kadar uzun soluklu olduğunu. Seri sıralaması ise şu şekilde; 1. BİR GENÇ KIZIN GİZLİ DEFTERİ 2. ARKADAŞLAR ARASINDA 3. KENDİ AYAKLARI ÜSTÜNDE 4. ADIM ADIM HAYATA 5. İŞTE HAYAT 6. ŞİMDİ DÜĞÜN ZAMANI 7. HAYAT DEVAM EDİYOR 8. GÜNLER AKIP GİDERKEN 9. YA SEN OLMASAYDIN 10. TAŞLAR YERİNE OTURURKEN 11. YILLAR SONRA 12. NERDE KALMIŞTIK Gelelim hikayemizin başlangıcına… Serra kızımız Ankara’da anne babasıyla yaşayan 15 yaşında bir genç kız. Ergen diyelim ya da, ilk kitapta kilosuna, sivilcelerine ve gözlüklerine takmış klasik bir ergen tiplemesi var. Annesi ile babası arasında bir problem olduğunun farkında ancak ne olduğunu çözemiyor. Boşanacakları ise aklından bile geçmiyor. Zaten kısa bir süre sonra okul tatile giriyor ve Serra tatile teyzesinin yanına Çeşme’ye gidiyor. Çünkü annesi onu boşanma sürecinden korumaya çalışıyor. Kendisi ile yaşıt kuzeni Sırma da serinin en renkli ve en başa bela açan karakterlerinden biridir. Serra bu yaz tatilinde ilk aşkı Cüneyt’le tanışıyor, yeni arkadaşlıklar kuruyor, kuzeni Sırma’nın başını beladan kurtarıyor, kendine bakıyor, gözlüklerden, kilolarından kurtuluyor ve güzel bir genç kıza dönüşüp İstanbul’a geri dönüyor. Arkadaşlar Arasında kitabında ise, annesi ile babasının boşanmasının ardından Serra annesi ile birlikte İstanbul’a taşınıyor. Tabi kızımız ağır travmalar atlatıyor. Annesine çok öfkeli ve okuldan ve biricik dostu Ayşegül’den ayrılacağı için üzgün. Binbir korku içinde İstanbul’a gidiyor. Burada ömür boyu dostluk kuracağı lise arkadaşları;
Roman Genç Yetişkin Edebiyatı
Hayvana Şiddet Nedir?
Saat gecenin dördü… Sokakta nefes alıp veren, cinsiyetinin ne olduğu ilk bakışta belli bile olmayan bir çocuk var. Henüz kaçma içgüdüsü gelişmemiş. İyiyi ve kötüyü birbirinden ayırt edemeyen ve ne olursa olsun ona uzanan bir çift ele, koşulsuz güvenen bir çocuk. Çok tatlı gözleri ve insana neşe veren bir kahkahası var bu çocuğun. Ama gecenin dördünde tek başına sokakta dolanıyor. Çünkü sokaklar onun evi. Bu çocuk evinin köşesinde bir yerde, kıvrılmış uykuya dalacakken tepesinde bir gölge beliriyor. Bu gölgenin cismi de ruhu gibi karanlığa karışmış ve her türlü duygudan âri sadece içgüdülerini takip eden bir mahlukat… bu içgüdüleri ise tek bir şeye odaklanmış tahmin edersiniz. Ve bir anda evinin bir köşesinde kıvrılmış uyuyan bir çocuk; normalde görme işine yarayan, ancak karanlıktan başka hiçbir şeyi görmeyen bu mahlukatın gözlerine takılıyor ve elbette kendinde haklı bir sebep karşı konulamaz bir iktidar görerek çocuğun yanına gidiyor. Çocuk ise derin bir uykuda. Dışarısı belki biraz soğuk, yer kirli, karnı da aç olabilir ama sonuçta ÇOCUK evinde! ve derin bir uykuda… Bu karanlık mahlukat ise (adının, cinsiyetinin, soyunun, sopunun bir önemi yok sevgili Meyus Okur. Sadece karanlığın en pis şeklini temsil ettiğini bilin yeter!) bu çocuğu görüyor ve yanına gidiyor. Usulca uyuyan çocuk savunmasız. Dolayısıyla üzerinde her türlü şey yapılabilir, denenebilir ve hatta hoşuna gitmezse savrulup atılabilir. Çünkü bu çocuk sahipsiz! Karanlık mahlukat uykusundan uyanan çocuğun kaçmayacağını bilmektedir. İğrenç içgüdüleri ona çocuğu nasıl etkisiz hale getireceğini çoktan öğretmiştir zaten. Gecenin ilerleyen saatlerinde karanlık daha da koyu bir kıvama gelmiş içgüdüler tatmin edilmiş ancak çocuk ne olduğunu anlamamaktadır. Sadece canı yanmakta ve belki de uykusuna devam etme
Hayvan Hakları
İslam’ın 15. asrında Müslümanlık
Güzel günler dilerim Günümüzde İslam’ı doya doya yaşayabilmek mümkün mü sizce? Çekinmeden, korkmadan acaba itibarımı kaybeder miyim, benimle dalga geçerler mi diye düşünmeden birisine İslam hakkında bilgi vermek ya da uyarmak kolay mı? İslam dini biz Müslümanlar arasında ne kadar gündemimizde? Hayatımızın merkezinde gerçekten İslam dini mi var? Evet, kendimize Müslüman diyoruz ama ne kadar yaşıyoruz? Uzun zamandır beklediğimiz bir filmin fragmanı çıkınca heyecanlandığımız kadar İslam hakkında bir ayet ya da hadis öğrendiğimizde de heyecanlanıyor muyuz? İslam adına yapılan ilk muharebeye gidelim şimdi… 313 müslüman meydandaydı… sayıca azlık, kazanılan zaferlerin şerefini hep arttırmıştır zaten. O gün de Bedir’de Müslümanlar ölmekten korkmadan savaştılar ve kazandılar. Çünkü onların dertleri dünya değil Allah’ın rızasıydı. Aslında kelime olarak ne kadar basit değil mi? Müslümanlık, Allah’ın rızasını aramaktır. Ancak o rıza uğruna bir sahabe ile günümüz Müslümanının ödediği bedel aynı mı? Hak davası uğruna günümüz Müslümanları nasıl bir yol izliyor? İman esaslarını hayatımızın ne kadarına oturtabildik? Hakkın sesi net çıkıyor mu? Hakkın sesi kısılmadı elbet lakin hakkın sesini temsil edenlerin sesi kısıldı. Dolayısıyla bugün Eyüp Sultan’a gittiğimizde çoğumuz ellerimizi açıp ensardan Hz.Eyyup el- Ensari’ye dua ediyor lakin onun Medine’den kalkıp İstanbul surları önünde vefat etmesinin mahiyetini anlayamıyoruz. Kıbrıs’ta sahabe mezarı olmasının sebebini merak etmiyoruz. Çünkü içten içe biz dünya için yaşıyoruz. Günümüzde tebliğ ne kadar da zorlaştı değil mi? İslam hakkında olumsuz düşünceleri olan birine Allah’tan, peygamberden bahsetmek hakikaten bu kadar zor mu? Yoksa biz mi bulaşmak istemiyoruz. Çoğumuzun aklından şu düşünce geçmiyor mu; “banane canım kim neye
Din
MİNİ BİR KİTAP ÖNERİ LİSTESİ
Kitaplar; birbirini tanımayan binlerce insanın buluştuğu, benzer şeyler hissettiği yagane dünyalardır. Kendi şahsım adına konuşmam gerekirse popüler edebiyatı takip eden biri olamadım. Kitapların modası olmamalı, sadece çok satan listesinde diye kitaplığımızda olmamalı. Bu naçizane düşüncemden yola çıkarak ve yeni yıl için sayılı zaman kalmışken size polisiye türünün ağırlıklı olduğu bilinen ama popüler edebiyat tufanına yakalanmayan birkaç kitap önermek için geldim sevgili okur. Karakterlerine ve yazım tarzına aşina olduğum Christie’nin eserlerinin ağırlıklı olduğu bu listeyi sizin için derledim. Umarım yaklaşan yeni yılda kitaplığınıza eklemek isteyeceğiniz bir kitapla tanışmanıza vesile olurum. 1)CİNAYETLER KULÜBÜ- AGATHA CHRISTIE Jane Marple ve 5 misafiri, birbirlerine faili meçhul cinayet öyküleri anlatmaya karar verirler. Cinayetler Kulübü, 13 kısa öykülerden oluşmuş, Christie okumaya başlamak için güzel bir başlangıç olmakla beraber sürprizlerle dolu bir kitap. Cinayetler Kulübü 2)NİL’DE ÖLÜM- AGATHA CHRISTIE Linnet Ridgeway, arkadaşının nişanlısı ile evlenen genç, güzel ve zengin bir kadındır. Linnet Ridgeway, ölü bir kadındır. Hercule Poirot’nun olduğu yerde ise hiçbir ölüm karanlıkta kalmaz sevgili okur. Nil'de Ölüm 3)OLAĞANÜSTÜ BİR GECE-STEFAN ZWEIG Bazı kitaplar vardır sevgili okur, sizi içine çeker, ana karakterle öyle bir bütün olursunuz ki onun yaşadığı, hissettiği duyguları içinizde hissetmeye başlarsınız. Nerede ne yaptığı önemli değildir. Önemli olan o an ki ruhsal durumu ve bunun bize yansıtma şeklidir. Olağanüstü Bir Gece 4)ON KÜÇÜK ZENCİ (ON KİŞİYDİLER) Geçmişlerinde karanlık gölgeler bulunan on kişi bir adaya davet edilmiştir. Zenci (Asker) adasında bu kişiler birer birer ölmeye başlarken sırları da ortaya çıkmaya başlar. On Küçük Zenci 5)AY BATARKEN-JOHN STEİNBECK Bir
1000Kitap