İrem

İrem
@Meyuszen
Osmanlı sanatı merkezi tersîmi (design) ve üslübu olan bir müessesedir. Bu keyfiyet devlet örgütlenmesi ve imparatorluğun bölgeleri arasındaki ulaşımla bağlantılıdır. Taşçı, dülger, marangoz, camcı ordusunu örgütleyip istediği yere sevkedebilen 16. yüzyıl devleti, mimarbaşı gibi bir ana görevliyle bu işlevini sürdürmektedir. Tırhala ve Haleb ve Şumnu ve Edirne'de aynı üslûptaki mimari eserleri ortaya koyabilir. Devlet mimari malzemenin kaynaklarını, taş ocaklarını, kireç ocaklarını, ormanları denetim ve gözetiminde tutar. Bu anlamıyla imparatorlukta sadece mimari değil; hat sanatı, minyatür, tezhib hattâ musiki ve edebiyat da böyledir.
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

İrem

, bir kitap okudu
Puan vermedi·460 syf.··
2026 2. kitabı
Orhan Pamuk
7.8/10 · 11,6bin okunma
“Rüyalarımız bir ikinci hayattır”
Puan vermedi·460 syf.··
2026 2. kitabı
Pamuk, kitabı yazarken "edebiyattan başka bir uğraşı" olmadığını söylüyor. Bu satırları okuduktan sonra kitaba bu gözle bakıyorsunuz. Tamamen hikâyelerle, anlatılarla dünyanın bir ucundan diğer bir ucuna gittiğiniz; altını çizip "bunu bir okuyayım" dediğiniz dipnotlarla ve kaynaklarla dolu... Pamuk, Kara Kitap benzeri bir kitap yazma fikrini neredeyse 1970 yılında doğurmuş ve kitabı 1990 Mart'ında yayımlamış. Yıllarca beslenen, büyüyen bu tohumlar neredeyse Kara Kitap'ta kendini filizlendirmiş. Kitapta birçok romanına atıfta bulunmuş; hatta İstanbul'unu okuyanlar için Pamuk Apartmanı ve Pamuk ailesi hakkında benzerlikler mevcut. Kara Kitap edebi açıdan oldukça fazla, oldukça dolu, oldukça "taşmış" bir roman olmuş. Bir kere okunmakla anlaşılmaz; iki kere, üç kere, belki dört kere okumakla da tüm sırlarına vakıf olunmayacak bir gize dönüşmüş. Bu "sır" teması, kitabın basit ve görünen (evinden bir akşam ayrılan Rüya ve onu arayan Galip) konusundan tutun kitabın yardımcı fikirlerine kadar sirayet etmiş durumda. Bu "sır" temasını benim için besleyen en önemli vurgu "kendilik" oldu. Kitabın sonlarına doğru geldiğimde beynimde yankılanan şey tam olarak buydu. Galip, Rüya'yı kaybetti. Bu kayıp bir bakıma kaybettiği, belki hiç bulmadığı, belki bulduğunu zannettiği kendisini aramasına yol açtı. Bunun üzerine Galip, Rüya'yı ararken Celâl oldu. Celâl Salik'in hayatını bir süre yaşadı. Biz, Celâl olmayan biri üzerinden Celâl'i ve fikir hayatını tanıdık. Kitapta insanın kendisi olması için mutlaka başkaları olması sürecinden geçmesi gerektiği yazıyor. Bunu Galip'in bir süre de olsa Celâl olmasına bağladım. Galip kendisi olma yolculuğuna bir kayıpla başlayıp taklitle devam edip kendisini bularak(?) son verdi. Bu "kendilik" mevzusunun en çarpıcı kısımlarından biri de kitaptaki Şehzade
Edebiyat
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma
"Hiçbirimiz kendimiz değiliz," dedi Galip, bir sır verir gibi fısıldayarak. Hiçbirimiz kendimiz olamayız. Herkesin seni bir başkası olarak görebileceğinden hiç kuşkun yok mu senin? Kendin olduğundan o kadar emin misin sen? Eminsen, kendin olduğuna emin olduğun o kişinin kim olduğundan emin misin?
Edebiyat
Bir başka kişinin yerine geçemesem bile, senin beni sevebileceğini anlıyormuşum; kendi vesikalık fotoğrafıma bakarken duyduğum tevekkülle kendimi olduğum gibi kabullenmem gerektiğini anlıyormuşum; bir başka kişinin yerinde olmak için çırpınmanın boşluğunu anlıyormuşum: Belki bir rüyada, belki bir hikâyede. Biz yürüdükçe karanlık sokaklar ve üzerimize üzerimize sarkan korkunç evler açılıyor; biz yürüdükçe kaldırımlar ve dükkânlar anlamlanıyormuş.
Edebiyat