İtalyan yazar Donatella Di Pietrantonio ile tanışma metnim Geri Verilen Kız. Daha ilk sayfalardan insanın içini hafifçe sızlatan ama aynı zamanda mesafeli durmayı da seçen bir hikâye var karşımızda. Anlatıcımız on üç yaşında, büyüdüğü evden alınıp biyolojik ailesine geri verilmesiyle, hatta kelimenin tam anlamıyla kapıya bırakılmasıyla açılıyor roman. Bu davranışın sebeplerini kimsenin bilmediği bu atmosferde biz de yavaş yavaş hikâyeye dahil oluyoruz.
Geri verilen kızın biyolojik ailesine alışma süreci, yazar tarafından bastırılmış duygularla anlatılmış. Metne büyük bir hayranlık duyamamamın sebebi de sanırım bu: tüm duygular ve yaşananlar büyük bir suskunluk içinde aktarılıyor. Böylesi trajik bir durumun aidiyetsizlik hissiyle daha çarpıcı bir şekilde ele alınmasını beklerken, beklediğimden daha donuk bir anlatıyla karşılaştım. Bu yüzden ne tamamen bağlandım metne ne de bütünüyle uzaklaştım.
Yine de bu eleştirim romanın zayıf olduğu anlamına gelmiyor. Ritmi yüksek, bazı sahneleri düşündürmeye devam eden, sessiz ama etkili bir anlatı bu. Büyük bir vay etkisi yaratmıyor belki, fakat ardında hafif bir sarsıntı bırakmayı başarıyor. Arada kalma hissim de tam olarak bundan: ne ölünecek kadar güçlü bir başyapıt ne de boşa geçmiş bir okuma.