Meksikalı yazar Fernanda Melchor’un Kasırga Mevsimi için söyleyebileceğim ilk şey şu: Bu metin karanlık bir girdap gibi. Hikâye, bir cadının ölümüyle açılıyor ve okur olarak bir polisiye kurgu takip edeceğimizi sanıyoruz. Ama yazar bundan çok daha fazlasını yapıyor; olayın etrafında dolaşan insanların hayatlarına tek tek giriyor, her birinin taşıdığı öfkeyi, acıyı ve suskunluğu bütün sertliğiyle ortaya çıkarıyor.
Yazar bize aynı kasabada ama farklı evlerde, farklı zamanlarda geçen beş ayrı hikâye anlatıyor. Başta birbirinden kopuk gibi duran bu anlatılar, sayfalar ilerledikçe aynı kasırganın farklı yönlerinden esen rüzgârlara dönüşüyor. Her karakter, hem kendi karanlığını taşıyor hem de büyük bir bütüne, görünmez iplerle birbirine bağlanan bir topluluğa işaret ediyor. Bu farklı hikâyelerin birleşip dev bir tabloya dönüşmesi romanın en etkileyici yanlarından biri.
Kasıga Mevsimi akıcı, çarpıcı ve çok katmanlı bir metin. Kitabı bitirdikten sonra bile uğultusu zihnimde dolaşmaya devam etti. Gerçekten çok sevdim.