İsveçli yazar Linda Boström Knausgard ile tanışma metnim Helios Felaketi. Ama ne tanışma. Yıktı, parçaladı ve hayran bıraktı kendisine.
Hikayemiz babasının kafasından doğan on iki yaşındaki Anna’nın hikayesi, Athena misali. Metnin açılışı oldukça ilginç ve okuduğunuz şeyin gerçekliği konusunda da tereddüte düşüyorsunuz. Ancak hikaye ilerledikçe delilik sınırlarında gezmeye de alışıyorsunuz. Babasından alınan ve koruyucu aileye verilen Anna’nın hikayesini okuyoruz ilk bölümde. Onun dünyaya alışma çabasına, yaşadığı çok basit olayları bile sorgulamasına tanıklık ediyoruz ve geliyoruz ikinci bölüme. Deliliğin sınırlarında dolaştığınız ve sizi iliklerinize kadar sarsacak satırlar çıkıyor karşınıza. Bir genç kızın psikozlarla bezenmiş dünyasına adım atıyoruz. Kendini anlama çabası, ölüm isteği, depresyonun gerçekte ne olduğu ve hiçbir şeyin bir daha asla aynı olamayacağına dair duyulan derin acı karşılıyor burada bizi.
Son zamanlarda okuduğum en sarsıcı metin şüphesiz. Yazarın böyle mesafeli ama derinlikli anlatımına hayran kaldım. Hızlı tempoda sayfalar elimde aktı gitti. Muhakkak okunmalı, özellikle Sırça Fanus gibi metinleri seven okurlar Helios Felaketine şans vermeliler. Bayıldım.