📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yayınevi Maggie O’Farrell metinlerini yayınladıkça ben de okumaya devam ediyorum. Yine yine yeniden hayran kaldığım bir metin, Esme Lennox Nasıl Yok Oldu. Yazarın dilini, kalemini, konuyu ele alış şeklini çok beğeniyorum. Kendisinin kaleminden çıkan bir metni okuma düşüncesi bile benim için büyük keyif içeriyor.
Hikayemiz 1930’lu yıllarda Edinburg’da geçiyor. Başkarakterimiz Esme, ama aslında üç ayrı anlatıcıyla ilerlediğimiz çoklu bir sahnedeyiz. Esme, Kitty ve Iris. Esme daha on altı yaşındayken akıl hastanesine yatırılır ve aradan altmış bir yıl geçer. Kaldığı kurum kapatılmak üzeredir ve hastaların tahliyesi sağlanmalıdır. Esme’nin de yaşayan tek akrabası, ablasının torunu, Iris’e ulaşır kurum ve Esme’yi almalarını isterler. Ama ne olmuştur? Bunca zaman bir insanın akıl hastanesinde tutulmasına sebep nedir?
Katman katman bir hikaye. Şu anı okuyarak başladığımız metin, anlatıcıların zamanda yolculuk yapmalarıyla geriye doğru akmaya başlıyor. Zamanda sıçramalarla herkesin hikayesini tane tane okuyoruz. Merak duygusu metnin son sayfasına kadar başrolde ve su gibi akıp giden sayfalarda sürekli bir sonraki sayfayı düşlüyorsunuz.
Yazara hayranlığım zaten hat safada idi. Bu kitabıyla bir kez daha perçinlendi. Okuduğum metinlerinde kurduğu kadın karakterlere hayranım. Bunu müthiş yapıyor. Erkeklerin dünyasında yaşayan kadınları ve onların dünyasını kadın perspektifinden anlatıyor. Maggie O’Farrell kadınları büyüleyici.
“O her kuşağa yepyeni acılar vaat ve icat eden hayata katlanabildiysek, içinden delirmeden geçebildiysek kurmacalar sayesinde. Bir kez daha yazalım öyleyse:
Delirmemek için kurmacalara muhtacız.”
Kurmaca evreninin tüm detaylarını parçalara ayırıp okuyucuya tane tane anlatan, bunları da kişisel deneyimimize ve duygusal arşivimize nasıl eklediğimizi detaylandıran kıymetli bir metin Anne Ben Düştüm Mü? Metnin değerini kelimelerime nasıl yansıtacağımı bilemesem de şunu belirtmek isterim ki; edebi metinler üzerine yazılan ve benim okuduğum en iyi kurgu dışı kitaplardan biri kendisi. Şahane!
Kurmacalara neden muhtacız? Okuduğumuz sayfalarca metinlerin büyük bir kısmını unutup, metinlere dair aklımızda yalnızca birkaç detay biraz da his kalırken neden okumaya veya izlemeye devam ediyoruz? Üstelik bunların gerçek olmadığını da biliyoruz. Yirmi dokuz harfin boş sayfalarda yan yana gelip şekilden şekile girerek kurduğu hikayenin içine nasıl dalıp bir de bundan böylesine etkilenebiliyoruz?
Hayatın içinden sorular ve cevaplarla bir okurun kafasında kurduğu veya kurabileceği tüm sorulara cevap veriyor kitap. Okuduğumuz edebi metinleri veya izlediklerimizi önce parçalarına ayırıyor tek tek. Kurmacaların temelini, yapı taşlarını sunuyor okuyucuya. Sonra da toparlıyor hepsini. Biraz da kişisel deneyimlerini ekliyor, sanata da değiniyor bu sırada. Çok yönlü, anlattıkça anlatıyor Beliz Hanım. Ama kitabın içinde tek bir gereksiz cümleye bile yer vermiyor.
Bayıldım. Çok sevdim. Bir kere okumayla rafa kalkmaz. Ara ara tekrar edilecek benim için. Edebi metinler üzerine kaleme alınan kurgu dışı kitapları seven okuyucular mutlaka kitaba bakmalılar.