Eğer bilgisizliğini saklarsan kimse sana vuramaz, ama hiçbir zaman öğrenemezsin
'Güzel dile getirilmiş bilginin güzel besini,’ demişti Sir Philip Sidney. Ama diğer yandan Alexander Pope da, ‘Sözcükler yapraklar gibidir; onların çok bulunduğu yerde, anlam meyvesi pek fazla bulunmaz.'
'Bilgi güçten daha kuvvetlidir,’ dedin ve ben de, ‘Evet, sevgili çocuğum, fakat Dr. Johnson aynı zamanda, ‘Kesinliği belirsizlik için terk eden bir insan akıllı değildir,’ der
Bir insan kaç kez yıkılıp hâlâ sağ kalabilir? Nefes alamıyorum
Güneş her gün yanıyordu. Güneş, Zaman’ı yakıyordu. Dünya hızla bir daire çiziyor ve kendi ekseni çevresinde dönüyor, zaman da nasıl olsa Montag’ın bir yardımı olmadan, yılları ve insanları yakıyordu.
'Gözlerini merakla doldur,’ dedi, ‘ve sanki on saniye sonra ölecekmişsin gibi yaşa.'
Faber ayrılmıştı; öğleden sonra beş otobüsüyle, ülkenin derin vadilerinde bir yıkıntıdan diğerine gidiyordu. Yıkım henüz gelmemişti, ama havadaydı ve insanların başarabileceği kadar kesindi. Otobüs otoyolda elli metre daha gitmeden, varış noktası anlamsızlaşacak ve ayrılma noktası da bir metropolden hurdalığa dönüşecekti.
İsa’dan önce Anka adı verilen lanet, saçma bir kuş vardı. Her birkaç yüzyılda bir, bir odun yığını kurup kendisini yakardı. İnsanın ilk kuzeni o olmalı. Fakat her kendini yakışında, küllerden fışkırarak yeniden doğardı. Görünüşe göre sanki biz de defalarca aynı şeyi yapıyoruz