Ama
bu kadarı da bana kadınların özgür olmadığını hatırlatmaya
yetiyordu; köle olmayanlar bile özgür değildi aslında. Tüm
kadınlar gibi, benim de bir mahkum olduğuma ikna olmam
için, belimi sarmak üzere orada bir yerlerde bekleyen, aslında taşınamayacak kadar da ağır olmayan bir zincirdi sanki.
Tek tesellim, her ay, en azından birkaç günlüğüne dokunulmaz olmamdı. Bundan çıkan sonuç, o günlerde ne istersem
düşünebileceğim ve düşüncelerimin tanrıların ilgisinden ve
bilgisinden uzak olacağıydı, çünkü düşüncelerin de dokunulrnazlığı vardı. Bu gerçeği bugüne kadar kimseyle paylaş
madım, çünkü bu bir sır ve uygun olan söylenınesi değil,
yazılması. Bu yüzden, temiz olmadığım düşünülen o günlerde kendimi, tüm o yasak düşünceleri aklımdan geçirirken
ve onları güvenli bir yere saklamayı tasarlarken bulurdum.
İnsan , hangi toplumda olursa olsun, öznel ve nesnel yapısıyla , o toplumun malı o toplumun ürünüydü. Onun için yaptıkları yapacakları , düşündükleri düşünecekleri, toplumun genel özelliklerinden , çalkantılarından, eğilimlerinden , bu akış içindeki özgül yerinden , algılama etkilenme ve etkileme yeteneklerinden ayrı düşünülemezdi.