Asel Rüveyda

Asel Rüveyda
@Miell_
Asel
Psikolog
Lisans
İstanbul
5 okur puanı
Eylül 2024 tarihinde katıldı
Pasif Agresif: Gizli Fırtınalar ve Sessiz Çığlıklar
Pasif agresiflik, duyulduğunda bize korkutucu tehlikeli gibi gelse de aslında söylenmeyen sözlerin, ertelenen eylemlerin ve gölgede kalan öfkenin anlatısıdır. Bu tutum, bireylerim çatışma ve güç mücadelelerinde sessiz bir direnişle rol aldığı, aynı zamanda kendi iç dünyasında kaybolduğu bir dans gibidir.Psikoloji de pasif agresif davranışı her ekol farklı şekilde açıklasa da genel olarak bireyin açık bir şekilde ifade edemediği duygularını dolaylı yollarla dışavurması olarak tanımlar. Çoğu zaman, bu durum bireyin otorite figürleriyle veya yakın ilişkilerde yaşadığı baskılar ve aynalanamama sonucunda ortaya çıkar. Pasif agresif bireyler genellikle: • “Hayır” demekte zorlanır ancak söz verdiği işleri erteler ya da isteksizce yapar. • Duygularını doğrudan ifade etmek yerine imalarla ya da sessizlikle karşılık verir. • Eleştiriyle yüzleşmekten kaçınır, ancak alttan alta öfkesini hissettirir. Bu davranışlar genellikle çoğu duygumuzdq olduğu gibi çocuklukta öğrenilen başa çıkma mekanizmalarına dayanır. Aşırı otoriter ya da duygusal ifadelerin hoş karşılanmadığı bir ailede büyüyen birey, öfkesini gizli yollarla ifade etmeyi öğrenir. Bu da yetişkinlikte pasif agresif bir kişilik yapısına dönüşebilir. Yani pasif agresifi çocuklukta bastırılmış , aynalanamamış duyguların sessiz çığlıkları ve dünyada ki direnişleri olarak değerlendirebiliriz. Edebiyatta da bunun bir çok örneği olan eser vardır. Edebiyatta pasif agresif karakterler çoğunlukla sessiz birer devrimcidir. Jane Austen’ın Gurur ve Önyargı eserindeki Elizabeth Bennet, toplumsal normlara karşı sessiz ama incelikli bir direnç gösterir. Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar adlı kitabındaki anlatıcı ise, iç dünyasındaki çelişkiler ve açık bir yüzleşmeden kaçınan tavırlarıyla pasif agresifliğin karanlık tarafını
Duygu ve Düşünce
Reklam
Ayşenur Halil, İkbal Uzuner
Ben bu gece bir kadın olarak korkularımla başımı yastığa koyuyorum.Evlatlarının canice öldürüldüğünü gören anneleri düşünce uykularım kaçıyor. Ben bu gece gördüklerimden,duyduklarımdan,insanların hissettiği şeyleri anlamaktan korkuyorum Hiç bir şiddeti psikoloji aklamaz.
Anne
instagram.com/p/C99sd96NIK7/?... Yunan Mitolojisi ve tarih boyunca annelik teması, sanat ve edebiyatın önemli konularından biri olmuştur. Lorenzo Bartolini’nin “La Charité” adlı heykeli, bu temayı zarif bir şekilde işleyen eserlerden biridir. İki çocuğunu emziren bir anne figürünü tasvir eden bu heykel, Bartolini’nin 19. yüzyılın başlarında yaptığı önemli çalışmalardan biridir ve dönemin ideal güzellik anlayışını ve annelik temasını yansıtır. Heykel, sevgi ve şefkatin sanatsal bir ifadesidir. Annelik, sadece sevgi ve şefkat değil, aynı zamanda suçluluk ve yetersizlik duygularını da beraberinde getirir. Psikanalistler Wilfred Bion ve Melanie Klein, annelik ve çocuklukta kurulan ilk bağın, bireyin ileriki yaşamında kuracağı ilişkileri nasıl etkilediğini derinlemesine incelemişlerdir. Bion, annenin çocuğa yönelik duyarlılığını ve empatik yanıtlarını, çocuğun duygusal gelişimi için temel unsurlar olarak görür. Klein ise, çocukluk dönemindeki annelik deneyimlerinin, bireyin iç dünyasında kalıcı izler bıraktığını ve bu izlerin gelecekteki ilişkilerde tekrarlandığını savunur. Bartolini’nin “La Charité” heykeli, anneliğin bu çok yönlü doğasını ve çocuklukta kurulan ilk bağın önemini sanatsal bir dille ifade eder. Annenin çocuklarına gösterdiği şefkat ve ilgi, çocuğun duygusal ve psikolojik gelişiminde temel bir rol oynar. Bu bağlamda, heykel, bağımlı anne modeli ile de ilişkilendirilebilir. Bağımlı anne modeli, annenin çocuğa aşırı bağımlı hale geldiği ve çocuğun bireyselleşme sürecini engelleyebileceği durumları tanımlar. Bu durum, çocuğun ileriki yaşamında sağlıklı ilişkiler kurmasını zorlaştırabilir. Annelik ve çocuk arasındaki bu ilk bağ, bireyin gelecekteki yaşamında kuracağı ilişkilerin temelini oluşturur. Bartolini’nin heykeli, bu
Duygu ve Düşünce
Çocuklar için Güvenli Alan
“Eğer siz de çoğu çocuk gibi sevgi dolu bir aileye doğmuşsa­ nız istikrarlı, sevgi dolu bir anne veya baba tüm ihtiyaçlarınızı karşılayarak sizi ilgiyle büyütmüştür. Acıktığınız, üşüdüğünüz veya korktuğunuzda anne babanızın biri veya ikisi birden sizi ra­hatlatmak için yanınıza gelir.” Çocukken kurduğumuz bağlar bizi ilerideki ilişkilerimize hazırlar hepimiz doğduğumuz büyüdüğümüz evde öğrendiğimiz şeyleri tekrar yaşayabileceğimiz ilişki dinamiklerini seçeriz. Çünkü bildiğimiz şeyler sağlıklı olmasa da güvenli alanımızdır Psk. Asel Rüveyda
Sayfa 109·Kitabı okudu
https://www.instagram.com/p/C7mLSf2NB6u/?igsh=ZXNqODcyM3lyYndy
SOMATİZASYON Yunan bilge Thales’in yaklaşık MÖ 600 yılında Latince ifade ettiği gibi “Mens sana in corpore sano.” yani “Sağlıklı bedende sağlıklı zihin.” Somatizasyon psikolojik ya da duygusal faktörlerin fiziksel belirtiler olarak ortaya çıktığı, tıbbi olarak teşhis edilemeyen bedensel şikayetlerin varlığı ile karakterize psikiyatrik bir rahatsızlıktır. Basit bir dille anlatacak olursak ruhumuzun bastırdığı, tepki veremediği duygu yüklerinin fiziksel olarak belirtilerle göstermesidir. Ruhumuzun zorlandığı bazen fark etmeden bazen zorlandığımız için bağıramadığımız, hissettiklerimizi söyleyemediğimiz duyguları fiziksel olarak bedenimiz bizim yerimize bağırır. Yunan Bilge Thales’in “Sağlıklı bedende sağlıklı zihin” ifadesi gibi zihnimiz ve ruhumuzu ne kadar sağlıklı tutarsak bedenimiz o kadar sağlıklı olacaktır. Fizyolojik semptomların psikolojik kökeni konusuna dair ilk ışığı Thales yakmıştır. Peki sağlıklı zihin ne demektir? Sağlıklı zihin bireylerin duygularını yeterince farkında olduğu, duygularını özgürce yaşayabildiği alanlarını, stres faktörlerini farkında olup bu alanlarda baş etme yöntemleri geliştirmesini ifade etmektedir. Zihnimizi sağlıklı tutmak günlük hayat işlevselliğimizi arttırmak adına çok büyük bir önem taşır. Ancak bu bahsettiğimiz zihin sağlığını dinç tutmak sanıldığı gibi kolay bir süreç olmaya bilir o yüzden destek almaktan, sizi anlayan ve yargılamadan dinleyecek uzmanlardan destek istemekten çekinmeyin PSİKOLOG ASEL RÜVEYDA
Psikoloji
Reklam